🐻❄️ Destan Yazan Kahramanlar Ile Ilgili Şiirler
sudurda(bitikte) yazan, ailesinin almasını söylediği, dost / düman hanların akrabalarından olan vb. kadınlarla evlenir. Altın Çüs destanında evlilik ile ilgili iki dikkat çekici durum söz konusudur: 1. Altın Çüs, destan sahnesine çıktığında hâlihazırda Ah Çibek Arığ ile evlidir. 2.
Çanakkale Bir efsanedir Çanakkale Savaşı, Kalktı binlerce şehidin naaşı, Destanlaştı Mehmet oğlu Koca Seyit Onbaşı Vurdu kardaş,kardaşı İnglizler kurdu tuzakları, Siper ettiler zavallı Anzakları Düşmanlar Türk'ün gücünden ürktü, Baş mimarımız Atatürktü Kahramanca savunduk tepeyi,dağı,bayırı Destanın
30AĞUSTOS ŞİİRLERİ. Hasmın diş geçiremez artık senin etine, Çünkü seni koruyan çelik kanatların var. O havada dolaşır, iner ve çıkar yine, Yurda zarar verecek birer tehlike arar. Bu azim, iradeyle artık korkma yarından, Tuttuğun her iş böyle sonuna varacaktır. Her yıl göğe katılan çelik kanatlarından.
Bukadar okudum, bu kadar öykü ya da destan duydum, aşkın yolu asla düz gitmiyor. William Shakespeare. Filozof Sözleri. 03 Mart 2016 Perşembe 18:04. Bu kadar, Okumak, Öykü, Destan, Duymak, Aşkın, Yolu, Asla, Düz, Gitmiyor. Biz deli rüzgârların deli dalgaların adamıyız. Sevdik mi destan; kızdım mı katliam oluruz.
Sergi ile ilgili konuşan Mustafa Kuzucuk; “Bugün (22.05.2019), Akhisar'da Kuvay-ı Milliye'nin kuruluşunun 100.yılı. Bundan tam bir asır önce, vatan-bayrak-namus-din aşığı 20 kişilik gönüllü bir gurup, Reşat Bey'in önderliğinde, Okkalızadelerin evinde gizlice buluşmuşlardı.
KaradağlıBazı insanlar vardır. Hayatları anlatılsa yazılsa roman olur hikâye olur. Bu kitap size gerçek bir hayat öyküsü sunuyor. Bu hikâyede siz de kendinizde
MehmetAkif Ersoy. Müslümanlık nerde bizden geçmiş insanlık bile. Alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile. Kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir. Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir. Varsa şayet söyleyin bir parçık insafınız. Böyle kansızmıydı haşa kahraman eslafınız. ..
sUr1. Kahramanlık Destanı Ayyıldız niyettir, cihadlar emir Kanıyla Malazgirt yazan kahraman Ayaklar balyozdur, bilekler demir Kellesi koltukta gezen kahraman Estargon önünde çarpıyor sine Kulaklar muhtaçtır Bilal sesine Dünyayı bırakıp feza üstüne Turan haritası çizen kahraman Aleme nizamdır payede değer İslam muvaffaktır, Türklük muzaffer Şavşat nöbetinde uykusuz nefer Uyku bağlarını çözen kahraman Yunus’ça feyz alır “gel” buyruğundan Eyyub’ten sabır, rahmet Tur Dağı’ndan Gönül bağbanından, irem bağından Destur ateşini sezen kahraman Zulmet celsesinde hilal müebbet Gardiyan sed olsa, yıkılır elbet Varlık ki okyanus, yokluk ki gölet Turan deryasında yüzen kahraman Anlayın bize niye deli derler Bir adımıza Bektaş-ı Veli derler Bir adımıza Hazreti Ali derler Yılanın başını ezen kahraman Kellesi koltukta gezen kahraman 27 Eylül 2000Serdar Akkoç KAHRAMAN GAZİ 689KAHRAMAN GAZİ 689 Kahraman Gazisin, Atatürk önderin Kimse bilemez, senin derdin kederin Hep acı çekmek olur, senin kaderin Unutma sen kahraman, gazisin gaziKahraman ulusuna, bayrak olursun Öldün şehit, ölmezsen gazi olursun Döner isen, çekilmez hayat bulursun Unutma sen kahraman, gazisin gaziCephe de arkadaşa, kandaş olursun Şehit düşenlere de, yoldaş olursun Derdini bilmezler de, sırdaş olursun Unutma sen kahraman, gazisin gaziCephe de düşmanına, atarsın mermi Ölüm vardır deseler, dönmesin geri Hep memleket, hasreti bağrını deldi Unutma sen kahraman, gazisin gaziHep memleket hasreti, yaktı içini Değer bilmezler, yoldururlar saçını Aç kalırsın da, hiç bilmesin suçunu Unutma sen kahraman, gazisin gaziNe yaptın deyip,sana değer vermezler Ne yer içersin, karnın aç mı demezler Aç bırakır da, sana ekmek vermezler Unutma sen kahraman, gazisin gaziİş istediğin her kapıdan, kovarlar Savaştınsa savaştın, bana ne derler Bir de utanmaz, sana bakıp gülerler Unutma sen kahraman, gazisin gaziSayen de var oldular, ama bilmezler Özel günler de, hiç yanına gelmezler Seni dışlarlar da, asla hoş görmezler Unutma sen kahraman, gazisin gaziSen gazisin de, var mı senle övünen Sensin öyle, küçük şeylerle sevinen Yine o senin hakkındır, öyle yenilen Unutma sen kahraman, gazisin gaziBu dertlerden hiç sana, rahat yoktur Uğruna savaştığın, ilkeler çoktur Kahraman olsan bile, sahibin yoktur Unutma sen kahraman, gazisin gaziCephe de savaşırsın, düşmana karşı Yaklaşma el yakıyor, pazarla çarşı Hep savaşın sürecek, yokluğa karşı Unutma sen kahraman, gazisin gaziFazla şey istemedin, kıymet bilseler Kahraman gibi, sana değer verseler Ah gazim ah, bir de sesini duysalar Unutma sen kahraman, gazisin gaziBir tek gün hatırlarlar, gaziler günü Tüm dünyaya yayılır, gazimin ünü Tarih te yazılır bak, hep onun şanı Unutma sen kahraman, gazisin gaziSenin işin yoklukla, savaş olmalı Bu Millet sana, yine minnet duymalı Sezar’ın hakkını Sezar’a vermeli Unutma sen kahraman, gazisin gaziTek bir görev verildi, oda savaşmak Alnına yazılmamış, hiç mutlu olmak Sana yakışmıyor ki, ağlayıp durmak Unutma sen kahraman, gazisin gaziGöz yaşın sel olup, hep kalbine aktı İlaç kısıtlaması, meclisten çıktı Haline bakmaz senin, sağlığın yıktı Unutma sen kahraman, gazisin gaziİş istemeye senin, hiç bir hakkın yok Verilenle yetin artık, bu bile çok Ağlasan sızlasan, seni dinleyen yok Unutma sen kahraman, gazisin gaziDerdini anlatsan, kimseler dinlemez Gazi meclisin bile, bak seni görmez Üç kuruşuna çok der, zam bile vermez Unutma sen kahraman, gazisin gaziBir millet gazisine, böyle mi bakar Kimi sivri diliyle, kalbini yıkar Kimi gıptayla, kimi yan gözle bakar Unutma sen kahraman, gazisin gaziDevletin bilmez, gazim nasıl yaşıyor Yüzde on verip, sağlığından kesiyor Böyle olmaz ki, herkes buna şaşıyor Unutma sen kahraman, gazisin gaziDertlerin söyledin, kim dinledi seni Bazı kahraman derler, bazı serseri Ne kadar söylesen, anlamazlar seni Unutma sen kahraman, gazisin gaziHep savaş günlerin de, hatırlanırsın Kimse bilmiyor, sen ne yer ne içersin Öldüğün gün de, unutulur gidersin Unutma sen kahraman, gazisin gaziVerdikleri değer, hiç hoşuna gitmez Çektiğin çiledir, dertlerin hiç bitmez Unutulursun, kimse kıymetin bilmez Unutma sen kahraman, gazisin gaziYazmak ile bitmiyor,dertlerin senin Toplum içerisin de, yoktur bir yerin Yüreği kan ağlar, yarası çok derin Unutma sen kahraman, gazisin gaziOy verdin ona, sağlığına göz dikti Şeref aylığının, altından ne çıktı Şerefli ******** diye, yanlış yaptı Unutma Midayet sen, gazisin gazi Ocak 2006 Gazi Midayet Kara
Ünlü Şairlerin 19 Mayıs ŞiirleriHerkes kalemini konuşturmuş bir şeyler yazmaya çalışmış amatörce yazıların yanında bizlerin tanıdığı edebiyatımıza yön veren tanınmış şairlerin şiirleri olmuştur elbette bu konu hakkında arkadaşlar. Burada eminim aradıklarınıza ulaşacaksınız ve başka yere ihtiyaç şairler 19 mayıs 1919 için bakın ne gibi şiirler yazmışlar. Sizler için topladığımız ve seveceğiniz işte o 19 mayıs ile ilgili ünlü şairlerin şiirleri On Dokuz Mayıs Osmanlıydı bir zaman tarihler yazan, Dört bir yana kök salmış, kükreyen yaşadı, nesil geçti aradan, Zayıfladı kuvvetçe, dediler “hasta adam”.Asiler çıktı, osmanlıya başkaldıranlar, Fitneyle parçaladı hain topraklar savaşlarda bir yandan, Atmak istediler türk’ü anadolu’ inançla gürledi, yüce türk milleti, Önder seçti kendine mustafa kemal’ birlik oldu, koştu düşman üstüne, Nice canlar verildi, maraş, urfa, antep’ mehmetçiğin allah sedası, Temizlendi düşmandan güney, doğu, ve yıldız dalgalandı akan kanlar üstüne, Ve ölümsüz marşımız doğdu mehmet âkif’ harpler yaşadı bu vatan, bu topraklar, Yine de bir nebze susmadı gök kubbede ata önder oldu, açtı millet meclisi, Daha sonra kuruldu milletin şehidiyle aldı, türk milleti vatanı, Tarihe şerefiyle yazıldı, bu “kurtuluş destanı”.Bu “kurtuluş destanı”dır kuşak boyu sürecek, İlelebet, yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecekErdoğan GüneşATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI’NDABir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı Selam durdu kayığı, çaparası, takası, Selam durdu tayfası Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman Duman değildi bu Memleketin uçup giden kaygılarıydı Samsun limanına bu gemiden atılan Demir değil Sarılan anayurda Kemâl Paşa’nın kollarıydı Selam vererek Anadolu çocuklarına Çıkarken yüce komutan Karadeniz’in hâlini görmeliydi Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar Kalktı takalar, İzin verseydi Kemâl Paşa Ardından gürleyip giderlerdi Erzurum’a kadar Cahit KÜLEBİ19 MAYIS GENÇLİK MARŞIBir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik, Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak, Bir emanet taşırız, Ata’mıza söz verdik Kuvvetimizi, gücümüzü, kanımızdadır kaynak Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı, Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı Bize ülkü yaraşır, bize hamle yaraşır 19 Mayıs bizim en kutsal bayramımız Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi ? Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız, Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi İ Hakkı TALASŞU SONSUZ KOŞUSamsun’a ayak basmış Kahraman bugün, Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda Davul zurna sesinde şahlanır düğün, Gönlüm coşup öter bir bahar dalında Ata’nın rüyasına gelincikler sun, Emek bahçelerinin güzel gülünü Biz sonsuz bir sabahtayız O uyusun, Sevincimiz coşturur O’nun gönlünü Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola, Dağlardan dağlara o zafer türküsü, Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola, Taze bir bahar açmış yurdun gözünü Al bayrağın Ankara Kalesi’nde hür, Dalgalanmakta altın bir çağa doğru, Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür, Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru On dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk, Kiraz mevsimi, gençlik ay’ı, gül ay’ı, Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk, Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı Ceyhun Atuf KANSU19 MAYIS19 Mayıs günü, Yaşıyor kalbimizde, Atatürk güneş gibi, Her zaman içimizde Tembellik yasak bize, Parolamız ileri, Dünyaya örnek olsun, Çalışkan Türk gençleri Ülkü verir, hız verir Bize 19 Mayıs Yurdumuzu kurtaran, Ata’yı unutmayız Tembellik yasak bize, Parolamız ileri, Dünyaya örnek olsun, Çalışkan TÜRK GENÇLERİF ELMALIBOYNUMUZUN BORCUDURAtamızdan bize emanet oldu bu vatan, Onu ebedî yaşatmak boynumuzun borcudur. Bil ki her zaman plân yapıyor düşman, Vatanı korumak boynumuzun göklerde dalgalansın bayrağım, Verilir mi şehit kanıyla sulanmış toprağım? Ölürüm de bırakmam, burası benim yatağım, Sancağı korumak boynumuzun hayat için, bu toprağı satanlar, Bu milletin içine fesat ruhu katanlar, Bunu bize yakıştırır mı toprakta yatanlar? Türklüğü yaşatmak boynumuzun okusun ki, mazimiz ne imiş görsün Her bir kötülüğü kalbinden silsin, Düşmanımız, Türk gençliği ne imiş bilsin. Cumhuriyeti korumak boynumuzun ne söylese hepsi haktır, Cumhuriyetçi gençlikte hile yoktur, Atatürkçü olanda vatan sevgisi çoktur, Vatanı korumak boynumuzun SARIOĞLANATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI’NDABir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı Selam durdu kayığı, çaparası, takası, Selam durdu duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman Duman değildi bu Memleketin uçup giden limanına bu gemiden atılan Demir değil Sarılan anayurda Kemâl Paşa’nın vererek Anadolu çocuklarına Çıkarken yüce komutan Karadeniz’in hâlini ayağa ardısıra baktı dalgalar Kalktı takalar, İzin verseydi Kemâl Paşa Ardından gürleyip giderlerdi Erzurum’a KÜLEBİ19 MAYIS GENÇLİK MARŞIBir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız. Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar. Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız. Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var…Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik, Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak, Bir emanet taşırız, Ata’mıza söz verdik. Kuvvetimizi, gücümüzü, kanımızdadır kaynak…Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı, Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır. Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı… Bize ülkü yaraşır, bize hamle Mayıs bizim en kutsal bayramımız. Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi ? Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız, Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi…İ. Hakkı TALASŞU SONSUZ KOŞUSamsun’a ayak basmış Kahraman bugün, Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda Davul zurna sesinde şahlanır düğün, Gönlüm coşup öter bir bahar rüyasına gelincikler sun, Emek bahçelerinin güzel gülünü… Biz sonsuz bir sabahtayız… O uyusun, Sevincimiz coşturur O’nun çıkmış bir sabah Samsun’dan yola, Dağlardan dağlara o zafer türküsü, Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola, Taze bir bahar açmış yurdun bayrağın Ankara Kalesi’nde hür, Dalgalanmakta altın bir çağa doğru, Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür, Şu karlı dağlardaki bayrağa dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk, Kiraz mevsimi, gençlik ay’ı, gül ay’ı, Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk, Şu sonsuz koşuya bak, sarmış Atuf KANSUBU GELEN BANDIRMA VAPURUTekmil Anadolu ayakta, Bu gelen Bandırma vapuru. Mustafa Kemâl’in bakışı Göklerden duru. Boz kalpağın hele bir çıkarsın Mustafa Kemâl Altın saçları pırıl pırıl uçuşur rüzgarda. Mustafa Kemâl’in elbisesi Rütbesiz, nişansız… Ve avuçlarında Kaderi yazılmış Türkiye’nin. Karadeniz sereserpe uzanmış önünde Bandırma vapuru yavaş yavaş yol alır, Gazi Anadolu divan kurmuş bekleşir Mustafa Kemâl geliyor. Vapur yaklaşır, yaklaşır; Secde eder dağlar taşlar. Selam verir Gazi Anadolu’m; Bandırma vapurunun içinde. Güneşten süt emmiş Bir sarışın kahraman var. Mustafa Kemâl, ölümsüz kahraman, Sen Samsun’a ayak bastığın an, Al bir bayrak gibi açılıp rüzgarınla, Dalgalandı YAŞINYıl 1919Mayıs’ın on dokuzu. Uyanın Samsunlular. Uyumak ölüme eş. Diriltir ruhunuzu, Ufukta bir gemi var. Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor ? Fakat yolu mu az, yoksa yükü mü ağır ? Bu gemi umut yüklü, insan yüklü, hız yüklü ! İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır. Kurulacak yarını düşünen baş geliyor. Bir baş ki, gökler bir küme yıldız yüklü. Bu gemi onun için böyle yavaş 1919 Mayıs’ın on dokuzu. Ufukta duran gitgide yaklaşıyor. Sanki harlı bir ateş Yakıyor ruhumuzu. Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor. Üzülmemek elde mi ? Hız yüklü, iman yüklü, umut yüklü bu umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak, O hız, doldukça bütün damarlara kan gibi, Gizli inleyen her yürek canlanacak. Ateşler püskürecek uyuyan volkan gibi. Gittikçe büyükleşen Gölgene dikilmekten karardı gözlerimiz. Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz. Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gelCelal Sahir EROZANBİR KURTULUŞ DESTANIOsmanlıydı bir zaman tarihler yazan, Dört bir yana kök salmış, kükreyen yaşadı, nesil geçti aradan, Zayıfladı kuvvetçe, dediler “hasta adam”.Asiler çıktı, Osmanlıya başkaldıranlar, Fitneyle parçaladı hain topraklar savaşlarda bir yandan, Atmak istediler Türk’ü Anadolu’ inançla gürledi, yüce Türk milleti, Önder seçti kendine Mustafa Kemal’ birlik oldu, koştu düşman üstüne, Nice canlar verildi, Maraş, Urfa, Antep’ Mehmetçiğin Allah sedası, Temizlendi düşmandan güney, doğu, ve yıldız dalgalandı akan kanlar üstüne, Ve ölümsüz marşımız doğdu Mehmet Âkif’ harpler yaşadı bu vatan, bu topraklar, Yine de bir nebze susmadı gök kubbede Ata önder oldu, açtı Millet Meclisi, Daha sonra kuruldu Milletin şehidiyle aldı, Türk milleti vatanı, Tarihe şerefiyle yazıldı, bu Kurtuluş Kurtuluş Destanı’dır kuşak boyu sürecek, İlelebet, yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecekErdoğan GÜNEŞ19 MAYIS TÜRKÜSÜOn dokuz Mayıs, En yüce bayram. Bize armağan, Bıraktı Ata’ vatanca, Kafamız zinde, Tek bir kitleyiz, Ata sevmek, Kutsal ülkümüz, O’na benzemek, Coşkun her yerde, Yol gösteriyor, Koşun güzele, Bilime O’nun, Çıktığı bugün. Vatanda düğün, Çocuğum övün!Halim YAĞCIOĞLU
Yüce Atatürk . O bir kahraman, gözüpek yiğit, Meydanlarda kahraman mücahit, Türk ulusu hayrandır sana, Atatürk gibisi gelmez bir daha. . Mavi gözlerin çakmak çakmak, Sana uymayanlar ahmak, Gelmedi, gelmez senin gibisi bir daha, Baş koyduk gösterdiğin davaya. . O Cumhuriyetin mimarı, ulusun öncüsü, Ondan korktu kaçtı, düşman sürüsü, Ey Atatürk can kattın cana, Minnet borçluyuz sana. . Bir Suret Belirdi . Bir suret belirdi kara kalpaklı, Bir suret belirdi dağın arkasından, O ne yaman atlı! Ordular gelir arkasından! . Bir suret belirdi, eli şakağında düşünceli, Bir suret belirdi ufukla güneş arasından, Geçtiği yollar engebeli, Kovaladı düşmanı arkasından. . Bir suret belirdi, kürsüde uzaktan, Bir suret belirdi, yeni çığır açan, Medeniyete kapı açan, Bir suret belirdi Türk’ü Türk yapan. . Atatürk Destanı . Kurtuluş savaşında destan yazdı Atatürk, Bu nedenle sever onu her Türk, Kimse dil uzatamaz Atamıza, O bizim gördüğümüz en büyük Türk! . Destanı hem kalemle hem de kurşunla yazdı Atatürk, Sağlam attı devletin temelini, hep kalacak büyük, Adını mıh gibi çaktık kafamıza, En büyük Türk Atatürk! . Yazanİbrahim YALAVAÇ
Destan Yazan Kahramanlar Kısa Özet Tarihin unutulmaz sayfalarına nice destanlar kazımıştır bu millet, aslan Mehmetçik…Çanakkale’de, Kafkaslarda, Sina’da, Yemen’de… Doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisi hep aynı amaç uğrunda, *bağımsızlık* yolunda koştular cepheye…Bazen onlar koştular cepheye, bazen cephe yaşadıkları yer oldu. Mustafa Kemaller, Nene Hatunlar, Şahin Beyler, Sütçü İmamlar, Fatma Nineler, Şerife Bacılar, Kara Fatmalar, Yörük Ali Efeler, Hasan Tahsinler ve daha niceleri…Hiç silinmemek üzere altın harflerle yazdılar bu ülkenin alın yazısını…Onlar bir vatanın kurtuluşuna, bağımsız bir devletin kuruluşuna öncülük ettiler. Bağımsızlığımızı haykırdılar dağa, taşa ve denizlere…
Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı, Hatıra, anı, Makale, Mektup, Roman, Sohbet, söyleşi, Tartışma, Biyografi, Fıkra, köşe yazısı, Günlük, Halk Hikayeleri, Hikaye, öykü, Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan, düz yazı türleri, edebi türler. NESİR-DÜZ YAZI TÜRLERİ KOLAY ERİŞİMİ Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı Hatıra anı, Makale, Mektup, Roman Sohbet söyleşi, Tartışma, Biyografi Fıkra köşe yazısı, Günlük, Halk Hikayeleri Hikaye öykü, Masal, Mesnevi, Röportaj Sunum, Tiyatro, Destan NESİR - DÜZ YAZI TÜRLERİ, DESTAN, DESTANLAR Tanımı Bütün bir toplumu derinden etkilemiş savaş, göç ve doğal afet gibi önemli olaylar sonucu ortaya çıkmış olağanüstülüklerle süslü uzun manzum öykülere destan denir. DESTANLARIN ÖZELLİKLERİ a. Destanlar konularını gerçek olaylardan alır. Fakat bu olaylar zamanla olağanüstü özellikler alır. b. Destanlar halk arasında nesilden nesile aktarılırken kendiliğinden oluşan hikayelerdir. c. Destanlar toplumun yaşayışı, dini, dili, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi verir. d. Destanlar nazım biçiminde dörtlükler halinde yazılır. e. Destanlar savaş, deprem, yangın, mizah, ünlü kişilerin yaşamları konularında yazılır. f. Destandaki kişiler kral, han, hakan...vb. seçkin kişilerdir. g. Destanlar toplumun ortak görüşlerini yansıtırlar. h. Genellikle 8’li ve 11’li hece ölçüsü ile yazılır. k. Genellikle yarım kafiye kullanılır. Kafiye düzeni şöyledir baba-ccca-ddda-eeea DESTAN ÇEŞİTLERİ Destanlar iki çeşittir a. Doğal Destan Halk arasında nesilden nesile yayılarak kendiliğinden oluşmuş olan destanlardır. Yapma Destanlara Örnekler * Türklerin Oğuz Kağan Destanı, Türeyiş Destanı; * İranlıların Şehname; * Yunanlıların İlyada ve Odysseia b. Yapma DestanBazı şair ve yazarlar kendi milletlerinin tarihinden çıkmış olaylara kendi duygu ve düşüncelerini de katarak yazmış olduğu destanlara yapma destan denir. Yapma Destanlara Örnekler * Yazıcıoğlu Ali à Şelçukname, * Fazıl Hüsnü DağlarcaàÜç Şehitler Destanı, * Mehmet Akif à Çanakkale Destanı, * Kayıkçı Kul Mustafa à Genç Osman Destanı * Dante à İlahi Komedya İtalya * Tasso à Kurtarılmış Kudüs İtalya * Milton à Kaybolmuş Cennet İngiliz * Aristo à Çılgın Orlando İtalya * Comoens à Oslusiadas Portekiz * Vergilüs à Aeneis Latin DESTANLARIN OLUŞUM AŞAMALARI Destanlar üç aşamada oluşur a. Oluş Dönemi Çekirdek Halka mal olmuş ve halkın üzerinde derin izler bırakmış bir olay ve olayın kahramanının zamanla kuşaktan kuşağa aktarılırken değişerek birtakım olağanüstü özellikleri aldığı dönemdir. b. Yayılma DönemiOlağanüstülüklerle dolu olayların ağızdan ağza, nesilden nesile aktarıldığı dönemdir. c. Toplama-Derleme Dönemi Büyük bir halk şairinin çıkarak olayları oluş sırasına göre nazma döküp destanı ortaya çıkardığı dönemdir. TÜRK DESTANLARI KOLAY ERİŞİM ÇİZELGESİ Yaratılış destanı, Alp Er Tunga destanı, Şu destanı Oğuz Kağan destanı, Attila destanı, Ergenekon destanı Bozkurt destanı, Göç destanı, Türeyiş destanı Battal Gazi destanı, Köroğlu destanı, Satuk Buğra Han Destanı Manas Destanı, Cengiz Han Destanı Cengizname Timur Destanı, Edige Destanı, Danişmend Gazi Destanı Battal Gazi Destanı, Köroğlu Destanı, Türk Destanlarında Motifler Türk Destanları Ders Notları, Dünya Destanları Ders Notları Destanlarla ilgili tüm yazılar için tıklayınız. Tarihle ilgili tüm yazılar için tıklayınız Tarih Konuları Dünya destanları * Hint Destanı Ramayana ve Mahabarata * Yunan Destanı İlyada ve Odysseia Homeros * Latin Destanı Eneid * İran Destanı Firdevsi Şehname * Fransız Destanı Chonson de Roland * Fin Destanı Kalevela * Alman Destanı Niebelungen Lied * Rus Destanı İgor * Japon Destanı Şinto * İspanya Destanı Cid * Sümer Destanı Gılgamış Yazı Türleri ve Özellikleri A. Düz Yazı Nesir Türleri Duygu ve düşüncelerin, uyak ve ahenk olmadan cümlelerle anlatıldığı yazılardır. > Olay, düşünce fikir ve bildirme yazıları olmak üzere üçe ayrılır. 1. Olay Yazıları Bir olayın, yer ve zaman belirtilerek, kahramanların çevresinde kurgulanmasına olay yazıları denir. Olay yazılarında genellikle öyküleyici anlatım tekniğini kullanılır. Özellikle romanlarda betimleyici anlatıma da sık sık başvurulur. Masal Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen, zaman ve yer kavramları belirli olmayan hayalî olayların anlatıldığı yazılara masal denir. > Masalda eğiticilik ve öğreticilik esastır. > Masallardaki olaylar gerçeğe uymaz. > Kahramanlar olağanüstü özelliklere sahiptir. > Masalın geçtiği yer ve zaman belirsizdir. > Masallar tekerlemeyle başlar. > Masaldaki karakterler; cinler, periler, devler ve hayvanlar olabilir. > Masalların sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. > Ulusal konulara yer verilmez, evrensel konular ve mesajlar içerir. Fabl Öykünce İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insan özelliği verilerek başlarından geçen olayların insanlara ibret dersi verecek şekilde anlatıldığı kısa yazılara fabl denir. > Sonunda ders verme amacı güden yazılardır. > Genellikle hayvanlar ve bitkiler konuşturulur. > Fabl kahramanları insanlar gibi düşünür, insanlar gibi konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır. > Dünyanın en ünlü fabl yazarları Ezop, La Fontaine ve Beydeba’dır. Örnekler » Yengeç ana, yavrusunu sürekli uyarıyormuş – Şunu böyle yapma, bunu böyle yapma! Öyle eğri büğrü yürüme, doğru dürüst yürü!.. Canına tak eden yavru yengeç, anasına şöyle demiş – Peki, sen doğru dürüst yürü önümden de ben de yürümek nasılmış öğreneyim! Hikâye Öykü Olmuş veya olabilecek olayları belli bir plan çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikâye öykü denir. > Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar anlatılır. > Dar bir zaman dilimini kapsar. > Olayla ilgili yer ve zaman bellidir. > Romana göre kısa eserlerdir. > Karakter sayısı azdır. > Serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur. > Kısa soluklu eserlerdir. > Olay, başlangıçtan sonra doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır. Roman Toplumların ve fertlerin başından geçmiş veya geçmesi mümkün olayları geniş olarak, ayrıntılarıyla anlatan yazı türüne roman denir. > Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar anlatılır. > Geniş bir zaman dilimini kapsar. > Olayla ilgili yer ve zaman bellidir. > Hikâyeye göre uzun eserlerdir. > Karakter sayısı fazladır. Hikaye ile Roman Arasındaki Farklar 1 Hikâye türü, romandan daha kısadır. 2 Hikâyede temel öge olaydır. Romanda ise temel öge karakter, yani kişidir. Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise kişi üzerine kurulur. 3 Hikâyede tek olay bulunmasına karşılık romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır. Romandaki olaylardan her biri hikâyeye konu olabilir. 4 Hikâyede kahramanların tanıtımında ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz. Romandan farklı olarak hikâyede kişiler sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir karakter olarak karşımıza çıkmaz. 5 Öyküde, olayın geçtiği yer çevre sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak anlatılır. 6 Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın, anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır ve sanatlıdır. Destan Bir ulusun kahramanlıklarını, savaşlarını, büyük toplumsal olaylarını anlatan ve genellikle şiir nazım biçiminde oluşturulan eserlere destan denir. > Yazı türleri içinde en uzun olanıdır. > Efsaneden sonra bilinen en eski türdür. > Sözlü edebiyat ürünüdür; ancak sonradan yazıya geçirilen destanlar da vardır. > Olağanüstü olaylar ve kahramanlar vardır. > Destan kahramanları yarı tanrısal nitelikler taşıyan han, hakan ve kağan gibi kişilerdir. > Destanlar doğal ve yapay suni olmak üzere ikiye ayrılır a. Doğal Destanlar Halk ozanlarının büyük toplumsal olayları anlattıkları destanlardır. Doğal destanların yazarı belli değildir, yani anonimdir. b. Yapay Suni Destanlar Yazarı belli olan, daha yakın zamanda yazılan ve olağanüstü durumlara daha az yer veren destan türüdür. Efsane Söylence Halkın duygu, düşünce ve hayal dünyasında doğarak ağızdan ağıza dolaşan, gelenek ve göreneklerin oluşumunu etkileyen hikayelere efsane denir. > Hayal gücünün ürünü ve bilinen en eski türdür. > Eski dönemlerde tabiat olaylarının nedenlerini bilmeyen insanlar, bu olayları açıklama gereği hissetmişlerdir. Yağmurun yağması, gök gürültüsü, şimşek çakması gibi birçok olayı kendilerine göre yorumlamışlar, efsaneler vasıtasıyla bunlara açıklık getirmişlerdir. > Efsanelerde kahramanlar Tanrı, ruh, melek gibi kavramlar bazen de taş, kaya, dağ gibi doğa parçası unsurlardır. Bu kahramanlar hikayelerde kişileştirilirteşhis ve konuşturulurintak. Efsane ile Destan Arasındaki Farklar 1 Destanlardaki olayları tarih sayfalarında bulmamız mümkündür. Ama bunu efsane için her zaman söyleyemeyiz. 2 Destanlar genellikle şiir manzum biçiminde yazılırken, efsaneler düz yazı nesir biçimindedir. 3 Destanlar milletlerin yaşamış olduğu önemli olayları konu alır. Bu bakımdan bu önemli olayları bir tarihi gerçeklik olarak görebiliyoruz. Ancak bunu bütün efsaneler için söylememiz mümkün değildir. 4 Efsanelerin benzerlerini başka milletlerde de bulabiliriz. Fakat destanlar milli oldukları için benzerleri olamaz, sadece bir millete aittirler. Efsane ile Masal Arasındaki Farklar 1 Masallar tamamen olağanüstü, olağandışı olayları anlatırken efsaneler toplumsal olaylarla ilgili insanların doğaüstü olaylara karşı verdiği savaşı anlatır. 2 Masallar her zaman mutlu sonla biterken efsaneler her zaman mutlu sonla bitmez. 3 Masalın amacı eğiticilik, efsanenin amacı ise bazı olaylara açıklık getirmektir. Anı Hatıra Yaşanmış olayların, üzerinden zaman geçtikten sonra yazıldığı yazı türüne anı hatıra denir. > Bir kişinin yaşadığı veya tanık olduğu olaylar anlatılır. > Yazar, olayları kendi bakış açısından anlatır > Geçmişe ışık tutar. > Tarihsel olayların öğrenilmesine katkıda bulunur. Günlük Günce Düzenli bir biçimde yazılan, tarih atılan günlük notlara, bir yazarın yaşamı boyunca günü gününe yazdığı yazılara günlük denir. > Olaylar günü gününe, tarih belirtilerek yazılır. > Kısa yazılardır. > Kaleme alan kişinin yaşamından izler taşır. > İçten ve sevecendir. Anlatımda “iç konuşma” yöntemi kullanılır. Günlük ile Anı Arasındaki Farklar 1 Günlükte olaylar günü gününe yazılırken anı da geçmişteki olaylar anlatılır. Bir bakıma günlük geleceğe yönelik, anı ise geçmişe yöneliktir. Tiyatro Dram, komedi, trajedi gibi sahnede oynanmak üzere yazılan edebiyat türlerinin ortak adına tiyatro denir. Ayrıca yazılan eserlerin sahnede oynanmasına ya da bu tür eserlerin oynandığı binaya da tiyatro denir. > Genellikle oynanmak için yazılır. Okunmak için yazılan tiyatro türleri de vardır. > Olayları oluş hâlinde gösterir. > Konuşma ve eyleme dayanan bir türdür. > İnsana ders vermek, onu düşündürmek onu yorum yapmaya yönlendirmek amacı taşır. > Tiyatronun unsurları “Yazar, eser, oyun ve seyirci”dir. > Tiyatronun temel ögeleri “Olay, yer, zaman ve kişiler”dir. Tiyatro Terimleri Opera Orkestra eşliğinde söylenen, tüm sözleri bestelenmiş oyun. Operet Yergi içerikli, konuşmalı ve şarkılı bölümleri birbirini izleyen hafif eğlenceli oyun. VodvilEntrika komedisi Yalnızca güldürme amacı güden, karmaşık olaylar ve yanlış anlamalar üzerine kurulan, beklenmedik bir şekilde biten komedi türüdür. Pandomimmim Sessiz hareketler, jestler, yüz ifadeleri ve kostümler yoluyla duyguları, düşünceleri anlatmaya yarayan tiyatro çeşididir. Suflör Tiyatroda, kuliste bulunarak oyunculara sözlerini fısıltıyla söyleyip hatırlatan yardımcı. Temsil Bir tiyatro eserinin oynanması. Diyalog Kişilerin karşılıklı konuşmaları. Monolog Bir kişinin tek başına konuşması. Kulis Sahne arkası. Fars Toplumdaki düzensizlikleri alaylı anlatımla yeren, daha çok halk zevkini okşayan kaba güldürü. Feeri Kişileri melek, cin, peri…olan sahnelenmiş masal. Bu türde halk efsanelerinden yararlanılır. Skeç Kısa yazılmış, güldürme amaçlı oyun. Melodram Bestelenmiş dramdır. Kabare Güncel, toplumsal konuları eleştirel bir tavırla yansıtan, izleyici ile içlidışlı olunan oyunlardır. Drama Bir tiyatro metninin oyuncular tarafından sahnede canlandırılmasıdır. Dublör Tiyatro ve sinemada bir rolün yedek oyuncusudur. Fasıl Bölüm, tiyatroda perdenin karşılığıdır. Jest Sanatçının bütün hareketlerine verilen ad. Mimik Kaş, göz, yüz hareketleriyle bir duygu ve düşüncenin anlatılmasıdır. Mizansen Oyuncuların sahnedeki hareketlerine denir. Rejisör Bir piyesi sahneye koyan kişidir. Sahne Oyunun her bölümüne verilen ad. Senaryo Bir oyunun ve filmin bütün ayrıntılarıyla yazıldığı metindir. Tekerleme Genellikle masalların başında bulunan, pek anlamı olmayan, uyaklı sözlere tekerleme denir. Örnekler » Ooo Mercan Ne getirdi amcan? Tatlı patlıcan Can can can Çıktım erik dalına Baktım tren yoluna… 2. Düşünce Fikir Yazıları Bir toplumu; sosyal, siyasal, bilimsel vb. konularda düşündürmek amacıyla fikri temelleri olan, bir kısmı kişisel düşünceler olurken bir kısmı ispatlanmış gerçeklere dayanarak yazılan yazılara düşünce yazılarıdenir. Düşünce yazılarında açıklayıcı ve tartışmacı anlatım teknikleri çokça kullanılır. Fikri alt yapısı olan türler olması sebebiyle de düşünceyi geliştirme yollarından sayısal verilerden yararlanma, tanık gösterme, örneklendirme ve karşılaştırmalara sık sık başvurulur. Makale Herhangi bir konuda bilgi vermek veya bir gerçeği savunmak için yazılan yazılara makale denir. > Makalenin temel öğesi fikirdir. > İnceleme ve araştırmaya dayanır. > Bir tezi savunmak, desteklemek amacı taşır. > Makalelerde bilimsel verilerden yararlanılır. > Gazete ve dergi yazısıdır. Örnekler » Kitap okumayı sevmiyoruz. Bu kitap okuma oranlarından da belli. Nüfusu yedi milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama tirajla basılırken Türkiye’de bu rakam 3000 civarında. Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık kitaba harcanan para ortalama 100 dolar, bizde ise 10 doların altında. Türkiye’de her yüz kişiden beşi kitap okuyor. Bütün bunlar bizim kitaba ne kadar uzak bir toplum olduğumuzun göstergesi. Deneme Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde, özel görüş ve düşüncelerini iddiasız, kesin kurallara varmaksızın anlattığı yazılara deneme denir. > Denemede konu sınırlaması yoktur. Yazar, iste¬diği konuyu ele alıp işleyebilir. > Yazarın anlattıklarını kanıtlama kaygısı yoktur. > Yazar kendisiyle konuşuyor gibi bir anlatım kullanır. Daha doğrusu kendi içiyle yaptığı konuşmaları yazıya geçirir. > Anlatılanlar kesin bir sonuca bağlanmaz. > Denemede alabildiğine kişisellik ve kendine özgülük vardır. > Dünya edebiyatında Montaigne, Türk edebiyatında ise Nurullah Ataç bu türün en önemli temsilcisidir. Örnekler » Gönlümüzün güzelliği sevgi ise beynimizin güzelliği de düşünebilme yeteneğimizdir. O yeteneği her an, her dakika kullanmalıyız. Unutmayalım ki düşünen insan, özgür insandır. Kişi düşünebiliyorsa pek çok sorununu çözecek, pek çok şeyi bilecektir. Onun için bir karar alırken annenizin, babanızın, çevrenizdekilerin görüşlerini alın ama o görüşleri de sorgulayın. Sonra da oturup kararınızı kendiniz alın. Bu durumda eziyetler de güçlükler de size aittir artık. Karar alırken sorumluluk almayı da bilin. İşte bu, büyümek ve olgunlaşmaktır. Aynı zamanda özgür olma yolunda atılan ilk adımdır. Söyleşi Sohbet Yazarın, gündelik olaylarla ilgili düşüncelerini, okuyucu ile karşı karşıya oturup konuşuyormuş gibi içten bir hava içinde yazdığı yazılara sohbet denir. > Karşılıklı konuşma havası içinde yazılır. > Belirli konusu yoktur. Yerine ve zamanına göre sıkıcı olmayan her şey sohbet konusu olabilir. > Gazete ve dergi yazılarıdır. > Yazarın kendi kişisel düşüncesi ağırlıktadır. > En önemli özelliği, samimi bir üslupla kaleme alınmasıdır. > Yazarın öğretme ve kanıtlama amacı yoktur. Fıkra Köşe Yazısı Bir yazarın, herhangi bir konu üzerinde, kişisel anlayış, görüş ve düşüncelerini güzel bir üslupla, hiçbir kanıtlama gereği duymadan anlattığı yazı türüne fıkra denir. İki tür fıkra vardır Gazete fıkraları, nükteli hikâyecik türündeki fıkralar. Yazı türü olarak “gazete fıkraları” kabul edilmektedir. Gülmece yazılardan olan fıkraları, gazete yazı türü olan fıkrayla karıştırmamalıyız. > Gazete yazısıdır. > Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez. > Dil doğaldır. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir. > Okuyucuyla sohbet ediyormuş havası hakimdir. Anlatım senli benlidir. Fıkra ile Makale Arasındaki Farklar 1 Makalede ispat vardır, ciddi bilimsel bir dil kullanılır; fıkra ise daha serbest ve mizahi ögeler içerir ve ispat yoktur. 2 Makalede yazar doğruyu, fıkrada ise kendi doğrusunu anlatır. Eleştiri Tenkit Bir sanat eserinin olumlu ya da olumsuz yanlarını somut verilere dayanarak yargılayıp eserin gerçek değerini ortaya koymak amacıyla yazılan yazı türüne eleştiri denir. > Eleştiri yazıları, bir eseri tanıtmayı amaçlar. > Eleştiri yapan kişiye eleştirmen denir. > Değerlendirme yazılarıdır. > Eleştiri denince, akla eserin olumsuz yanlarının belirlenip okuyucuya aktarılması gelir. Bu yanlış bir düşüncedir. Gerçek bir eleştiride eleştirilen eserin hem olumlu hem de olumsuz yanları bir arada verilir. > Eleştirinin amacı, okuyucuya ve yazara kılavuzluk yapmaktır. Nutuk Söylev Bir topluluğu coşturmak, belli bir amaca yöneltmek; onlara bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ülküyü aşılamak amacıyla söylenen uzun ve coşkulu konuşmalardır. > Nutuk türünde konuşma yapan kişiye hatip söylevci denir. > Hatipler konuşurken jest ve mimiklerine, vurgu ve tonlamalarına, konuşmalarının açık ve anlaşılır olmasına dikkat etmeli; dinleyicilerin nabzını tutmalıdır. > Nutuk siyasi, askeri, hukuksal, dinsel ve akademik alanda yapılabilir. 3. Bildirme Yazıları Bir bilgiyi iletmek; bir yeri, kişiyi veya ürünü tanıtmak; istek ve şikayette bulunmak amacıyla yazılan metinlere bildirme yazıları denir. Biyografi Yaşam Öyküsü Tanınmış, eserler yazmış, ün bırakmış kişileri tanıtmak amacıyla yazılan yazılara biyografi denir. > Önemli şahısların hayatı başkası tarafından anlatılır. > Anlatılan kişinin hayatı tarih sırasına göre ele alınır. > Kurgusal değildir, gerçekçidir. > Üçüncü kişinin ağzıyla anlatılır. Örnekler » Faruk Nafiz ÇAMLIBEL, 18 Mayıs 1898 tarihinde İstanbul’da doğdu. Kayseri, İstanbul ve Ankara’da öğretmenlik yaptı. İstanbul’dan milletvekili seçildi. “Anayurt” adında bir dergi çıkardı. Türkçenin gelişmesine büyük katkıları oldu. 8 Kasım 1973’te vefat etti. Eserlerinden bazıları şunlardır Çoban Çeşmesi, Han Duvarları… Otobiyografi Öz Yaşam Öyküsü Bir insanın, kendi hayatını kendisinin yazdığı eserlere otobiyografi denir. Biyografilerde kişinin hayatı, çalışmaları başkası tarafından yazılırken otobiyografilerde kişi kendisini anlatır, yazar. > Kaynak olarak kişi kendisini ve aile büyüklerinden aldığı bilgiyi kullanır. > Birinci kişinin ağzıyla anlatılır. Örnekler » KENDİMİN POPÜLER TARİHİ 1960’larda 6’ncı ayın 16’sında saat 6’yı 56 geçe, 06 trafik kodlu şehirde doğdum. Bu altılar hayatım boyunca peşimi bırakmadı. Bir ailenin tek çocuğuyum. Can Bartu’dan ad koymuşlar bana. Dolayısıyla tutacağım takımı seçme şansım kalmadı. 1964 yılında kreşe vermişler beni. Yedi yaşıma geldiğimde okumayı öğrendim… Haber Belli bir zaman içerisinde geçen olayları anında okuyucuya bildiren gazete yazılarına haber denir. Gazetelerde haber toplayan kişilere muhabir denir. > Haber yazılarında temel ilke nesnelliktir. > Bir haber yazısı 5N1K kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin? sorularına cevap vermelidir. > Haber; ilginç, yeni, doğru ve önemli olmalıdır. Röportaj Gazetecilerin bir yeri, bir kurumu ziyaret ederek o yerin özelliklerini, orada gördüklerini, kişisel düşünceleriyle birleştirip fotoğraflarla belgeleyerek kaleme aldıkları yazılardır. Örnekler »Muhabir Küçüklüğünüzde arkadaşlarınızın futbol oynaması yasakken anneniz sizin futbol oynamanızı hep desteklermiş. Biraz anlatır mısınız o günleri? Rıdvan Bizim mahallede “okul başarısını düşürecek” diye kimse çocuğunun futbol oynamasını istemezdi. Ben de o yaşlarda futbola meraklıydım ve annem de her gün giydiğim eşofmanı hazır ederek okuldan sonra top oynamama izin verirdi. Bunu yapan başka aile yoktu. Muhabir Profesyonel futbol hayatına geçişiniz nasıl oldu? Rıdvan 13-14 yaşındayken Nazilli Spor’dan 25 futbol topu karşılığında Muğla Spor’a transfer oldum. Böylelikle profesyonel futbol hayatım başladı. Gezi Yazısı Seyahatname Gezilip görülen yerlerin ve o yerlerle ilgili izlenimlerin anlatıldığı yazılara gezi yazısı denir. > Gezilip görülen yerler edebî bir üslupla anlatılır. > Yazarın duygu ve düşüncelerini içerebilir. > Gözlem gücüne dayanır. > Anlatılanlar gerçektir, hayal ürünü değildir. Örnekler » Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde anlattığı Amasya’yı gezmeye gidiyorduk. Yolculuğumuz on-on iki saat sürdü. Otobüs şoförü bizi şehrin göbeğinde indirdi. Amasya, bütün güzelliğiyle gözümüzün önündeydi artık. Yeşilırmak, şehrin tam ortasından geçiyor. Şehrin bir yanında Amasya Kalesi bir yanında Ferhat Dağı var. Amasya Kalesi’nin eteklerinde Yeşilırmak boyunca uzanan Safranbolu evlerine benzeyen tarihî Yalıboyu evleri var. Hemen arkasında ise Kral Kaya Mezarlıkları… Şehir, sanki açık hava müzesi. Şehri kuş bakışı görmek için Çakallar Tepesi’ne çıktık. Tarih kokan muhteşem bir şehir sanki ayaklarımızın altındaydı. Mektup Bir düşünce, duygu veya dileğin iletilmesi amacıyla yazılan yazılara mektup denir. > Mektuplar, işledikleri konulara göre özel mektuplar, edebi mektuplar, iş mektupları ve resmi mektuplar olmak üzere dört grupta incelenir a. Özel Mektuplar Hısım, akraba, eş-dost ve tanıdıklar arasında yazılan mektuplardır. En önemli özelliği gizliliğidir. Mektupta uyulması gerekenler Tarih Kâğıdın sağ üst köşesine, hitapla aynı sıraya yazılır. Tarihten önce mektubun yazıldığı yer yazılır. Hitap Hitap mektubun başlığıdır. Hitap bir iki sözcükten uzun olmamalı, aradaki sevgi, saygı, içtenlik derecesi bu bir iki sözcükte toplanmış olmalıdır. Hitaptan sonra virgül , işareti koymayı unutmamak gerekir. Giriş Mektubun yazılış nedeni bu bölümde belirtilir. Giriş birkaç cümleliktir. Gelişme Mektubun söyleşi bölümüdür. Verilecek haberler, sorulacak sorular bu bölümde yer alır. Sonuç Bu bölümde mektup yazılan kimsenin ve tanıyorsak o ailedekilerin durumu, sağlığı sorulur. Kendi durumumuzdan haber veriler. İyi dileklerle mektup bitirilir. Mektubun sağ alt köşesine ad, soyad yazılıp imzalanır. Kâğıt özenle katlanıp zarfa konularak zarf kapatılır. b. Edebi Mektuplar Edebi mektuplar, özellik olarak, bir bakıma özel mektuptur. Edebiyatçıların birbirlerine ya da yakınlarına yazdığı mektuplar anlatımları sanat yüklü olduğu için zamanla araştırmacılar tarafından yayınlanır. Böyle mektuplara edebi mektup denir. c. İş Mektupları Ticaret ve endüstri kurumlarının birbirlerine ve kişilere, kişilerin bu kurumlara gönderdikleri mektuplara iş mektubu denir. İşyerleri bu mektuplarda, firma ismini taşıyan başlıklı beyaz kağıtlar kullanırlar. Yazıda daktilo veya bilgisayar kullanmak yerleşmiş bir kuraldır. İş mektuplarında da konu kısa,öz olarak açık ve yalın bir anlatımla ele alınmalıdır. Resmi mektupların özellik ve yazılışlarını kavramış olmak bu tür mektup yazmada da büyük kolaylık sağlar. İş Mektuplarının Yazılışında Uyulacak Kurallar 1 Ciddi bir anlatım kullanılmalı, kısa ve özlü bir anlatım yolu seçilmelidir. 2 Her iş için ayrı bir mektup yazılmalıdır. 3 Daktilo veya mavi mürekkepli dolma kalem kullanılmalıdır. 4 Ele alınan konu hakkında amaca uygun açıklamalar yapılmalı, gerekli yerlerde teknik terimler kullanılmalıdır. 5 İstekler yapmacıklığa kaçmadan ciddi bir hava içinde belirtilmeli, saygı bildiren kelimeler ölçülü şekilde kullanılmalıdır. 6 Eğer yazılan iş mektubu, bir başka mektuba cevap niteliği taşıyorsa,bu, metnin başında “ilgi” bölümünde belirtilmelidir. Bunun için o mektubun tarihi ve numarasının yazılması yeterlidir. d. Resmi Mektuplar Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle devlet daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda, konunun uzunluğuna göre tam veya yarım sayfa boyutunda çizgisiz,beyaz kağıtlar kullanılır. Anlatım ciddi ve ağırbaşlı olmalıdır. Konu dışında ayrıntılara ve özel isteklere yer verilmez. Konu en açık ve yalın biçimde ele alınır. Resmi Yazışmalarda Dikkat Edilecek Noktalar 1 Kağıdın üst yanından iki santim aşağıda ve ortada olmak üzere yazının çıktığı dairenin adresi bulunur. 2 Sağ üst köşeye tarih konur. 3 Mektup, cevap mahiyetinde ise “ilgi” hanesine cevabı olduğu mektubun sayı ve tarihi, “konu” hanesine de kısaca amaç yazılır. 4 Yazının ilk paragrafında sorun veya konu ortaya konur. 5 Gelişme paragraflarında,bizim konu hakkındaki görüşümüz belirtilir,bizden istenilen bilgiler verilir. 6 Sonuç bölümünde, alt makama yazılıyorsa “… rica ederim.”, üst makama yazılıyorsa “… arz ederim.” şeklinde bitirilir. 7 Resmi yazıyı tamamlayan evraklar,metnin sol alt kısmına,sıra numarası verilerek belirtilir. 8 Kağıdın sol en alt köşesine yazıyı daktilo edenle,konuyla ilgili bölüm şefinin ad ve soyadlarının ilk harfleri yazılır. Dilekçe Dilekçe Örneği Resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız. Bir isteği, bir şikayeti duyurmak veya bir konuda bilgi vermek, bilgi istemek için yazılan başvuru yazısına dilekçe denir. Dilekçe Yazarken Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar 1 Dilekçeler,konularına göre uzun veya kısa olabilir. Konular kısa ve öz olarak belirtilir. Gereksiz ayrıntılara yer verilmez. 2 Dilekçelerde ciddi, ağırbaşlı bir dil kullanılır. Anlatımın yalın ve duru olmasına özen gösterilir. Süslü, yapmacık, laubali ifadelerden kesinlikle kaçınılmalıdır. 3 Dilekçeler; çizgisiz,beyaz dosya kağıdına daktiloyla bilgisayarla veya dolmakalemle,okunaklı el yazısıyla yazılmalıdır. Dilekçe yazarken kağıdı iyi ortalamak gerekir. 4 Sağ üst köşeye kağıdın üst kısmından belli bir aralık bırakıldıktan sonra tarih yazılır. 5 Dilekçe hangi kuruma veriliyorsa,bu makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ altına kurumun bulunduğu şehir adı yazılır. 6 Daha sonra konunun belirlendiği metin bölümüne geçilir. Bu bir şikayet dilekçesiyse,şikayet sağlam kanıtlara dayandırılmalıdır. Eğer iş isteme dilekçesiyse, öğrenim durumu,yaş, kısa bir özgeçmiş, kurumca aranan seçkin nitelikler açık seçik belirtilmelidir. 7 Ardından arz bölümüne geçilir. Bu bölümde dilekçede bir durum belirtiliyorsa, son cümle “… bilgilerinize saygılarımla sunarım/arz ederim.”, bir istek belirtiliyorsa “Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.” gibi ifadeler kullanılarak dilekçenin metin kısmı tamamlanır. 8 Dilekçe bitiminde sağ alt köşeye dilekçe sahibinin ad ve soyadı yazılır ve altına imza atılır. 9 Sol alt köşeye açık adres yazılmalıdır. 10 Adresin altına eğer varsa dilekçemizde başvurulanla ilgili ekler “Ek 1…,2…” şeklinde alt alta belirtilerek yazılır. Tutanak Bir durum veya olayın oluş şekli ve sırasıyla beraber yazıya aktarılmasına tutanak denir. Tutanaklarda ayrıntılar önemlidir. Çünkü olayı değerlendirecek olanlar, bunlara göre hüküm verecektir. Olayın niteliği, yeri, zamanı, başlaması, başlamasına sebep olanlar, olayın gelişimi ve sonucu anlatılmalıdır. Tutanak Yazarken Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar 1 Başlık bölümü kağıdın üst-orta kısmına tamamı büyük harfler ile yazılmalıdır. Başlık bölümü olayın ya da yapılan işlemin içeriğini yansıtacak şekilde seçilmelidir Örnek Kaza tespit tutanağı. İçerik, kelime ya da cümle ile belirtilemeyecek şekilde ise, sadece TUTANAK tabirini kullanmak da yeterlidir. 2 Tarih yazılır gerekirse saat sonra olay yeri yazılır daha sonra kişiler yazılır ve durum izah edilir. 3 Tutanağın verileceği amire itaf edilircesine bilgilerinize arz ederim denilir. 4 Tutanağın alt kısmına varsa 2 şahit bir amir ve tutanak tutulan kişinin adı soyadı yazılır ve imzaları alınır. > Bunu dışında bir de toplantı tutanakları vardır. Çeşitli toplantılarda, toplantıya katılan kişilerin konuşmalarının ve tekliflerinin yazılması, durumun tespit edilmesi ve verilen kararların yazıya geçirilmesine de tutanak denmektedir. Bu tür tutanaklar hazırlanırken; önce toplantının hangi tarihte, ne zaman ve nerede nasıl başlatıldığı belirtilir. Toplantılarda önceden belirlenmiş ve ilgililere duyurulmuş gündem maddeleri sırasıyla tartışılır ve o konuyla ilgili karar verilir. Tutanağını yazan kişi, toplantıda söz alanların düşüncelerini veya beyanlarını açık ve öz olarak aynen yazar. Toplantının bitiminde ilgililer tutanağın altını imzalarlar. İlan Herhangi bir konudaki bir durumun, gazete, dergi, radyo, televizyon veya internet aracılığıyla ilgililere veya kitlelere duyurulmasına ilan denir. Konunun niteliğine göre ilan ya özeldir ya da resmîdir. İlanda çarpıcılık, kısalık, açıklık, ve anlaşılırlık önemlidir. İlanlar iş, toplantı, kayıp, ölüm vb. durumlarda da verilir. Örnekler » tarihinde kimliğimi kaybettim. Hükümsüzdür. Ali Yılmaz» ELEKTRİKLİ ev aletleri ve beyaz eşya konusunda ürün tanıtımı yapabilecek bayan eleman aranıyor. 0123 123 45 67 Sağlam Ticaret – Beyoğlu Reklam Bir malı, bir ürünü çeşitli iletişim araçları yoluyla ilgilenecek olanlara veya kitlelere duyurmak ve tanıtmak amacıyla hazırlanan yazılı veya görsel içeriğe reklam denir. Reklamda amaç genellikle bir malın çok satılmasını sağlamaktır. Bunun için de reklam, ilgi çekici ve etkileyici olmalıdır. Günümüzde reklamcılık pek çok bilim dalından faydalanan bir iş kolu olmuştur. Reklam yazarlığı da ayrı bir çalışma alanıdır. Bilmece Bir şeyi adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı okuyana ya da dinleyene bırakan edebî türe bilmece denir. Örnekler » Dışı var, içi yok Dayak yer, suçu yok. top » Açarsam dünya olur Yakarsam kül olur. harita » Küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk limon B. Şiir Nazım Türleri Her şiirin belli bir konusu, üslubu vardır. Kimi aşk, ayrılık konusunu işler, kimi okura bir bilgiyi özlü bir şekilde verir, kimi ise birini eleştirir. İşte şiirlerin bunlara göre sınıflandırılması şiir türlerini ortaya koyar. Bunlar Yunanca’daki adlarıyla adlandırılır Lirik, Epik, Didaktik, Pastoral, Satirik. Tanzimat’tan sonra oluşan bu adlandırmadan önce Türk şiiri, nazım şekillerine göre sınıflandırılırdı Gazel, Kaside, Şarkı, Koşma, Destan, Varsağı, Mani, Ağıt vb. 1. Lirik Şiir Duygusal Şiir İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiirlere lirik şiir denir. Bu şiirlerde “sevgi, özlem, ayrılık” gibi konular işlenir. Örnekler » Nasıl acıkırsa susarsa insan Öyle sevdim bir memleket kızını Bir şey bu aşkın artırdı hızını Aramıza dağlar deryalar koyan Bu dörtlükte olduğu gibi lirik şiirde hayal, duygu ve coşkunluk birinci plandadır. 2. Epik Şiir Destansal Şiir Kahramanlık, yiğitlik, savaş konularını işleyen ya da tarihsel bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlere epik şiir denir. Örnekler » Bizdik o hücumun aşkıyla kanatlı Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle Bu dörtlükte olduğu gibi epik şiirler, okuyanlarda vatan ve millet sevgisi oluşturur. 3. Didaktik Şiir Öğretici Şiir Belli bir düşünceyi kabul ettirmek veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak için yazılan öğretici şiirlere didaktik şiir denir. Örnekler » Piknik, gezi yaparken Çöp bırakma geride Çayırlarda yürürken Zarar verme çiçeğe Bu dörtlükte kişilerde çevre bilinci oluşturma amaçlanmıştır. Şair, şiir yolu ile okuyucusunu çevre konusunda bilinçlendirmeyi amaçlamıştır NOT Fabl da didaktik şiir türde amaç, insanların hatalarını düzeltmek, onlara yol göstermektir. Fabllardaki düşsel unsurlar birer araçtır. Asıl hedeflenen ise ahlaki derstir. İnsan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verilerek, bu varlıklar öyle hareket ettirilir. 4. Pastoral Şiir Doğa Şiiri Doğa güzelliklerini; orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşamını ve bu hayata duyulan özlemi ifade eden şiir türüne pastoral şiir denir. Örnekler » Gümüş bir dumanla kapandı her yer Yer ve gök bu akşam yayla dumanı Sürüler, çeşmeler, sarı çiçekler Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı 5. Satirik Şiir Yergi Şiiri Toplum hayatındaki aksayan yönlerin, düzensizliklerin; insanların çeşitli konulardaki beceriksizliklerinin ve zayıflıklarının anlatıldığı yergi şiirlerine satirik şiir denir. Bu şiir türü, Halk edebiyatında “taşlama”; Divan edebiyatında “hicviye”; günümüz edebiyatında ise “yergi” adıyla bilinir. Örnekler » Cüzdanı görseler itin boynunda “Buyur baş sedire it ağa.” derler Eğer paran yoksa senin koynunda “Defol git şuradan kurbağa!” derler Bu dörtlükte insana değil de paraya önem verilmesi eleştirilmekte, toplumsal bir sorun dile getirilmektedir. 6. Mani Başta aşk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türüdür. > Anonim halk edebiyatının en yaygın şeklidir. Söyleyeni belli değildir. > Genellikle yedi heceli bir dörtlükten oluşur. Ama mısra sayıları 5,6,7,8 hatta 14 olan maniler de vardır. > Uyak düzeni aaxa şeklindedir. > Manilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Bunlara doldurma dizeler denir. > Temel duygu ve düşünce son iki dizede ortaya çıkar. Örnekler » Bahçelerde saz olur. Gül açılır yaz olur. Ben yârime gül demem, Gülün ömrü az olur. » Deniz geçer sal değil. Sözlerim masal değil. Gönül çarşıda pazarda, Satılacak mal değil. » Karpuzlar yenmez oldu. Sıcaktan benzim soldu. Bir yar sevdim o dahi, Gitti de gelmez oldu. Yazı Türleri ve Özellikleri, Deneme, Eleştiri, Gezi yazısı, Haber Yazısı, Hatıra, anı, Makale, Mektup, Roman, Sohbet, söyleşi, Tartışma, Biyografi, Fıkra, köşe yazısı, Günlük, Halk Hikayeleri, Hikaye, öykü, Masal, Mesnevi, Röportaj, Sunum, Tiyatro, Destan sevgilerimizle...
destan yazan kahramanlar ile ilgili şiirler