🌙 Erkek Kızın Neresine Dokunmak Ister

Bunlarsinirli bir uyarılışın işaretleri olabilir. Bir erkek güzel bir kadının cazibesine kapıldığında, özellikle ağzının ve dudaklarının derisi aşırı duyarlı bir hale gelir. Eğer kadın sigara içiyorsa, sigaradan bir nefes çekmek bahanesiyle, kadının dudaklarının izlerine dokunmak ister. aykollarını uzatır ellerini. zifiri karanlıkta. dokunmak ister her erkek gibi. pembe dudaklarına. bense yüzümü çevirmiş. koltuğumda gözyaşlarımı siliyorum. kimdin benim için. nasıl seni bu kadar sevebildim. oysa her erkeğin arzusuydun sen. günleröylece kendi kendine geçsin diye bir camın arkasında durdum bana dokunmasın hiçbir şey hiçbir şey yarama merhem olmasın iyileşecekse hiçbir 1 "Kadın Avı" ismi kulağa çirkin geliyor olabilir, ama gerçekten öyle mi? Yarın "Erkek Avı" isimli bir site görünce de aynı reaksiyonu göstereceğinizi söylüyorsanız, yeni isim önerilerine açığım. 2- Sitenin amacı rol yapmayı öğrenmeniz değil, kadınların daha çok hoşlanacağı bir erkeğe dönüşmeniz. İnsan davranışları temelde üç ana duygulanım yoluyla ilerliyordu: Arzu, sevinç, keder. Bir şeyler yapma motivasyonunu sağlayan arzuydu. Bu motivasyonun artması sevinç, azalması ise kederi doğuruyordu. Diğer tüm duygular ve davranış desenleri bu üç ana duygulanımın birbirleriyle kombinasyonuydu. Bazı basit görünen hareketler hem seks duygularını harekete geçirir hem de erkeğinizin bağlılık duygusunu geliştirir. 5 sihirli dokunuş Pudra.com’da. Başını sevgilinin omzuna yaslama, yeni çiftlerin kullandığı bir aşk oyunudur. Uzun bir ilişkiniz de olsa bu hareketi yapmanız, sizi ilişkinizin ilk evrelerine götürür BirOmuza Herkes Dokunabilir Önemli Olan Bir Yüreğe Dokunmaktır Ipn1jIJ. Birini öpmek ciddi iş doğrusu! Kusursuz şekilde ilerlemesini istediğin hâlde öpüşme esnasında ellerini nereye koyacağına dair en ufak bir fikrin olmayabilir. Birçok kişinin merak ettiği şey de bu aslında! Neyse ki pek çok seçenek mevcut. Partnerinin elini tutmayı, yüzüne dokunmayı veya onu kollarınla sarmayı dene. Her ikiniz de bir sonraki aşamaya geçme konusunda istekliyseniz onu daha yakına çekmek için ellerini kullan, partnerinin vücudunu keşfet veya daha da ileri gidip öpüşürken onun kıyafetlerini çıkar. 1Karşındaki kişinin beline dokun. Karşındaki kişiyle daha önce hiç öpüşmediysen ve ellerinle ne yapacağını bilemiyorsan bu, iyi bir seçenektir. Öperken ellerinle karşındaki kişinin belini hafifçe tut veya nazikçe kalçalarını kavra.[1] 2Ellerini tut. Ellerinden birini tutup elinle hafifçe okşamayı dene. Öpüşme esnasında her iki elini birden tutup parmaklarını onunkilere kenetlemeyi deneyebilirsin. Karşındaki kişiyle gerçekten yakın olduğunu hissediyorsan bu senin için harika bir seçenektir ve çok da tatlı görünür.[2] 3Yüzüne dokun. Bu, öpüşmeye biraz samimiyet katabilir. Yüzünü iki elinle kavrayıp nazikçe kendi yüzüne yaklaştırabilirsin mesela. Ayrıca yanaklarını, boynunu ve hatta kulak memesini nazikçe okşamayı deneyebilirsin. Kulaklar hassas bölgedir ki onları hafif hafif okşamak onu tahrik edebilir![3] 4 Ellerini saçlarında gezdir. Parmaklarını yumuşak bir şekilde saçlarında gezdirmek için bir elini veya her iki elini birden kullan. Yavaşça ilerle ve nazik ol! Saçları uzunsa onu öpmeye devam ederken saçının bir tutamını parmağına dolayıp onunla oynayabilirsin.[4] Yeterince cesursan bazı insanların saçlarının hafifçe çekilmesinden hoşlandığı aklında bulunsun! Bu hareketi, yeterince yakınlaştığın kişi için sakla. Daha önce hiç öpüşmediğin birine karşı bu, iyi sonuçlanmayabilir.[5] 5Kollarınla onu sar. Bu, karşındaki kişiye öpüşmekten keyif aldığını gösterir. Boyunun uzunluğuna ve en çok rahat ettiğin konuma bağlı olarak, kollarınla onun omuzlarını veya belini sarmak isteyebilirsin. İkisi de iyi birer seçenek![6] 6Öpüşmeyi sonlandırmak için ellerini kullan. Öpüşmeyi sonlandırmaya hazır olduğun zaman vücudundan ellerini çekebilirsin. Ara vermek istediğin anlamına gelen bu mesajı karşıdaki kişi çoğu zaman alır, ama almazsa da göğsüne erkeklerde veya omuzlarına kadınlarda hafif bir baskı uygulayarak onu nazikçe kendinden uzaklaştırabilirsin. 1 Süreci ağırdan al ve partnerinin tepkilerini gözlemle. Yumuşak bir ilk öpücükten sonra hemen daha samimi bir aşamaya geçmek çoğu kişinin hoşuna gitmez ve hatta karşıdaki kişinin rahatsız olmasına neden olabilir. İşleri bir sonraki aşamaya taşımadan önce içinde bulunduğun durumu değerlendir. Seni kendisine doğru çekip öpücüklerine karşılık veriyor mu? Sen bir adım ileri gittiğinde aynısını yaparak karşılık veriyor mu?[7] Karşıdaki kişinin ileri gitme konusunda ne düşündüğünden emin değilsen ona ne istediğini sor. Bunu sormak kulağa çok tuhaf geliyorsa daha samimi bir hareket deneyip sonrasında ona yumuşak bir tonla "Hoşuna gidiyor mu?" diye sorabilirsin. 2Onu kendine doğru çek. Öpüşmeyi bir üst aşamaya taşımak istiyorsan vücutlarınız sarılıyormuş gibi birbirini baskılayacak hâle gelene kadar onu belinden tutup nazikçe kendine doğru çekmek için ellerini kullan. Bunu yavaşça yap ve vücutlarınızı birbirine çarpıştırmaktan kaçın! Yavaş hareket etmek daha samimi hissettirir ve karşıdaki kişinin olup bitene tepki vermesi için ona zaman tanır.[8] 3Ellerini kullanarak onun ellerini kontrol et. Ellerini kullanarak onun ellerini kendi vücuduna yerleştir ve bu şekilde ona hoşlandığın şeyin ne olduğunu göster. Mesela onun ellerinden birini alıp nazikçe sırtının kalçana yakın kısmına, koluna, beline ve üst bacağına bile koyabilirsin. Her şekilde karşı koyuyorsa veya rahatsız olmuş gibi görünüyorsa tabii ki elini bırak ve biraz yavaşla. 4Ellerini onun arka ceplerine sok. Öpüştüğün kişi kot pantolon giyiyorsa ellerini onun arka ceplerine doğru kaydırabilirsin. Bu yöntem, öpüştüğün kişiyi kendi vücuduna yaklaştırmanı sağlamakla birlikte kıyafetleri üzerinden bedenine arzulu şekilde dokunmanın bir yoludur.[9] 5 Partnerinin bedenini keşfet. Baş başa olduğunuz bir ortamdaysanız, bu kişiyle birlikteyken kendini yeterince rahat hissediyorsan ve öpüşmekten daha fazlasını yapma konusunda ortak bir arzuya sahipseniz partnerinin vücudunun geri kalan kısmını keşfetmek için ellerini kullanmaya başlayabilirsin. Elini gömleğinin içine kaydırıp karın ve göğüs bölgesini keşfet ya da ellerini kollarının veya sırtının aşağısına doğru gezdir.[10] Partnerinin bir üst aşamaya geçme konusunda rahat olduğuna dair olumlu bir izlenimin varsa onun kıyafetlerini çıkarmak için ellerini kullanabilirsin. Partnerinin gömleğinin düğmelerini aç, pantolonunun fermuarını indir veya kıyafetlerinden bir parçayı tamamen üzerinden çıkar. Yavaş ilerle; böylece onun tepkilerini tartabilirsin. Tereddütlü bir hâli varsa süreci yavaşlat.[11] İpuçları Öpüşme esnasında yalnızca doğal olarak gelişen şeyleri yap. Kendini tuhaf veya rahatsız olmuş hissediyorsan bu hâlin dışa yansıyacaktır. Bazen yapılacak en iyi şey, içinde bulunduğun durum üzerine çok fazla düşünmeyip kendini yalnızca akışa bırakmaktır. Öpüşme esnasında ne kadar el hareketi kullanacağını ve ellerini nereye koymanın uygun olacağını belirlemek için sağduyuna kulak ver. Bu kişiyle arandaki ilişkiyi ve romantik anlamda ne zamandan beri ilişkide olduğunuzu göz önünde bulundur. Karşındaki kişinin bunlar yaşanırken her zaman kendini rahat hissettiğinden emin olman gerekir. Uyarılar Karşındaki kişinin, özellikle cinsel ilişki konusunda, yapmak istemediğin şeyleri yaptırmak için sana baskı uygulamasına asla izin verme. Hangi seviyede öpüşmenin ve dokunmanın uygun olacağını belirlemek için içinde bulunduğun ortamın niteliğini kamusal veya özel alan gibi göz önünde bulundur. Bu wikiHow makalesi hakkında Bu sayfaya defa erişilmiş. Bu makale işine yaradı mı? Yoğun döneminde yakaladım seni. Program hayırlı olsun öncelikle. Yaşam ritmini nasıl değiştirdi bu program?- Show TV’de hafta içi her sabah “Yeni Bir Gün”le ekrandayız. Sabah 5 gibi uyanıyorum. Normalde akşamları geç yatıyordum, şimdi biraz erkene çektim bu yüzden.. Sen az uyku öneriyorsun. Neden daha az uyumalıyız?- Az uyuyun, az konuşun, az yiyin. 5-6 saat uyku saat uykuya ne oldu?- Faso fiso. Hem daha az uyumak hem de güneşle uyanmak lazım. Sabah erken kalktığımızda beynin mantık tarafı, sol yarıküresi daha aktif çalışıyor. Gün ışığıyla uyanırsan agresif ve depresif geç yatsak, güneş doğarken kalksak ve sonra yine yatsak?- Kalk, serin bir şeyler iç, vücut ısını düşür, sonra yine yat istersen. Bizde yapılan en büyük hata, sabah çay, kahve, sigara içmek. Güne stresle başlıyorsun. Asla yapılmamalı, soğuk bir şey içmeli. Güneşle uyanmak tedavi gibi bir şey yani?- Zaten pek çok hastanede geç uyananlar için güneş tedavisi diye bir şey var. Özellikle gece yaşayan DJ, şarkıcı gibi meslek grupları böyle tedavi oluyor. Güneş ışığı veren bir makine var, oradan ışın alıyorlar, psikoterapinin dışında bunu gerçek adın olduğunu biliyorum. Hikayesini sen anlat...- Rahmetli anneannem dedeme “aşkım” dermiş hep. Dedem emekli maaşını aldığında parası için boğularak öldürülmüş. Doğduğumda anneannem sima olarak ona çok benzetmiş ve bu yüzden bana “Aşkım” adını koymuşlar. İlk başlarda kitap ismi, tiyatro oyunu zannediyorlardı nasıldın sen? İlişkilere eskiden beri meraklı mıydın?- Annem babam çok tartışırdı, onların aralarını yapmak için toparlama ve gözlemleme dürtüsü oluştu bende. Ne okudun?- Yanlış bir tercihle tekstil okudum. Staj yaparken bile ruhum daralıyordu, orada insanların hikayelerini dinleyerek rahatlıyordum. Sonra istediğim alanda eğitim aldım ve o arayı kapattım. İlişki koçu, psikolog, iletişim uzmanı, yaşam koçu, yazar... Sen kendine ne diyorsun?- Ben davranış bilimleri uzmanıyım. Şu anda kariyer ve ilişki, gelecek kurgulama ve hedef belirleme üzerine çalışıyorum. Kendinde çözemediğin bir şey var mı?- Var tabii, ayda bir gittiğim bir hocam var. Başka birinin beni tokatlaması hoşuma gidiyor. Her şeyi ben bilirim diye egom gelişsin istemem. ERKEK ANI KURTARMAK İÇİN YALAN SÖYLÜYORİnsan ilişkileri yalan üzerine kurulu gibi. Neden bu kadar çok yalan söylüyoruz?- Her insanın egosunu tatmin etmeye ihtiyacı var. Acı çekmemek için yalan söylüyoruz. Kısa vadede yüksek kazanç elde etme dürtüsü. Sonrasında ödeteceği bedelleri mı erkekler mi daha çok yalan söylüyor?- Kadınlar yayılmış, uzun vadeli yalan söylüyor. Erkekler durumsal yalan söylüyor, yani anı kurtarmak için... Yalana tepki konusunda da Tabii. Erkekler kadının aldatabileceğini çok sonradan düşünmeye başlıyor. Kadınlar ise daha başlar başlamaz soru işaretleriyle geliyor. Kadınlar iyi analiz ediyor, gözlemliyor, takip erkeğin telefonuna bakmak özgürlük haklarına tecavüz mü? Özeline girmek mi?- O adam hak ediyorsa bakılmalı diye düşünüyorum ben. Bir kadın bunu yapıyorsa başka referanslar vardır elinde, durup dururken yapmaz. Eve geç gelmesiyle, yalanlarıyla, yakalanmalarıyla kadını o evreye getirmiştir. Arkasından tartışma, kavga, ayrılma ve boşanmaya kadar gider bu en büyük sorun ne? Neden herkesin her şeyi var ama herkes mutsuz?- Aşık değil kimse, ama öyle olduğunu zannediyor. Duygu aşkını kaçırdık toplum olarak. Fark edilmeye yönelik aşklar var günümüzde. Sevgi yanına bağlılık gelince aşk olur. Bizde bağlılık, ilgi, alaka, bedel ödeme baskın taraf hangisi? Kimin emeği; kadının mı, erkeğin mi?- İlişkiyi başlatan kadındır. Aşkın kahramanı kadındır. Erkekler odundur. Dün gece bir arkadaşım sevgilisiyle güzel güzel konuştu ve telefonu kapar kapamaz etraftaki kızlara asılmaya başladı. Bu nasıl bir zihniyet?- Bu doğamızda var bizim. Erkek elde ettiği değil keşfedeceği kadını sever. Kadın erkeğe cepte duygusu vermemeli. Erkek kadının yerini, konumunu bilirse mücadeleyi bırakır. Keşfetmeye devam ettikçe neden ve nasıl aldatıyor?- Güzellik ilişkiyi başlatır. Ama çoğu zaman güzel kadın egosundan sıkılıyor erkek. Çok da güzel olmayan ama cazibeli, cilveli kadınlarla aldatıyor. GEZİ’NİN TANIMI İSTERİK SOSYOLOJİK PATLAMATürk toplumunun ortak özelliklerini sayarsan neler söylersin?- Türk insanının aidiyet duygusu gelişmemiş. Misafirperverliğin arkasında bile bencillik yatıyor. İyi proje üretip devamını getiremiyoruz. Şark kurnazlığı had safhada. İstikrar yok. Ama Türklüğün gururu da ayrı bir zamanlarda toplumun olaylara verdiği tepkilere ne diyorsun? Gezi olaylarından yola çıkarak değerlendirebilir misin?- İsterik sosyolojik patlama deniliyor buna. Savaşlardan, darbelerden, doğal afetlerden sonra ülkeye korku geliyor. Bu bizde kuş gribiyle başladı, Gezi’de devam etti, diğer olaylarla sürüyor. Gölge kişiliklerimiz ortaya çıktı. Hayvansı tarafımız, ahlaksızlıklarımız, tikler, takıntılar burada gizli. Biz normalde bunun üzerini entelektüel kimlikle kapatıyoruz. Korku sonrası bunlar ortadan kalkıyor ve gölge kişilik ortaya dökülüyor. Dikkat et, korku olduğunda en çok satan kitaplar porno yayınlardır. Korku arttıkça sosyal temas biter, insan kendi bedenine döner. Tecavüz, ensest, porno artar. Dışarıda ise saldırgan diyorsun yani... Bunun sonu nereye varacak?- Son iki üç yıldır hayli ilkeliz. Porno, röntgencilik, saldırganlık... Bu yıkım parçalanmadan toparlanmayacak. Bu dönemde ölen ölür, batan batar, toplu ölümler artar. Ben yaratıcının zalim olduğunu düşünmüyorum, biz onun verdiği her şeyi kötüye kullandık. Ağaç da bıkacak, toprak da bıkacak. Doğa da canlı ve silkeleniyor. Soma’da bir madenci “Her Allahın gün toprağın kalbini söküyorum ve şimdi o kalbini geri istediği için intikamını alıyor” demişti, çok etkilenmiştim. FUTBOLCU VE PAZARLAMACI ALDATMAYA MEYİLLİDİRİlişkilerde aldatmaya meyilli en tehlikeli meslek hangisidir?- Pazarlamacılar aldatmaya meyillidir; beyin hızlı çalışır, hiperaktiflerdir. Alım gücünü artırmak için karşısındakinin egosunu yükseltmeye çalışırlar. Kadınlar böyle erkekleri sever, “Zıplayan erkeği ben durduracağım” der. Başka?- Futbolcular. Özellikle de forvetler. Geride oynayanlar, kaleciler, erken evlenirler, disiplinli yaşarlar ve gece hayatından uzak dururlar. Forvetler ise sürekli gol atma ve fırsat kollama peşinde olduklarından bunu özel hayatlarına da yansıtırlar. Geride oynayanlar antrenörlük yapar, forvetler spor yorumcusu olur, ekrana çıkar. Plastik cerrahlar da kadınlara cazip gelir ve tehlikelidirler. Bir de sanat camiası her zaman tehlikelidir. Kadınlarda riskli meslek grupları hangisi?- Bunu erkekler belirliyor. Erkek, kimlik değil kadını görüyor önce. Ama medya ve sanat dünyasındaki kadınlar ilişkilerde zorluk çekiyor. Erkekler, bir başka erkeğin sevgilisini beğenme durumunu yönetemiyor. Ünlülerin ilişkilerini izliyorsun. Göz önündeki insanlar en çok nerede zorlanıyor?- Kadın ünlü ama erkek değilse, erkek bir süre sonra kadının işini aşağılamaya başlıyor. Ünlü erkek, kadın değilse?- Ünlü erkek önce ünlü bir kadınla birlikte olur ama evleneceği zaman bu dünya dışından, hükmedebileceği birini seçer. Ünlüler dünyasında ilişkiler sürüyorsa kadın bir şeylerden vazgeçiyordur. İki ünlünün ilişkisine nasıl bakıyorsun? Mesela Beren Saat-Kenan Doğulu ya da Angelina Jolie-Brad Pitt?- Onları birbirinden ayırmak lazım. Angelina Jolie ve Brad Pitt’inki gerçek bir ilişki gibi geliyor. Beren ve Kenan da birbirlerini seviyor ama ben uzayan ilişkilerinin ilerisi için çok sağlıklı olacağına inanmıyorum. Ünlüler camiasında uzayan her şey kopuyor. Bir level yukarı çıkamayınca beyin sıkılıyor. Erkek, sonunda dizinin dibinde oturan kadın istiyor. ARDA’NIN SÖZLERİNDE EGO VE NARSİZM VARArda’nın “Bir kadının beni beğenmesi değil, benim bir kadını beğenmem yeterli” sözü hakkında ne yorum yaparsın?- Ego ve narsizm görüyorum bu açıklamalarda. Arda gibi ünlü adamlarla olmak için ciddi rekabet eden kadınlar var, erkek de oturup o yarışı seyrediyor, sonra gidip kendi seçiyor. Ergenllikte beğenilmeyen bir erkek olmanın intikamını alıyor şimdilerde. Para insanı değiştiriyor mu?- Parayı yönetmen zor. Erkeklerde para ve şöhret, gölge kişiliği ortaya çıkarıyor. Düne kadar yanlış dedikleri şeyleri kendilerine hak görüyorlar. Yıkım hemen gelmiyor. Yanlış yapar, yalan söyler, aldatır ama sonunda iş, çocuk, sevgili, eş hepsini kaybediyor. Farklı hayata geçtiklerinde, özellikle ünlülerde, değişen kontrol mekanizmalarını nasıl değerlendiriyorsun?- Ünlülerin hayatında olmayan bir başka şey de disiplin. Mutlu değiller, otokontrolleri yok. Kilo alıyorlar, orada bile tutuyorlar birilerine “Sen beni yürüt” diyorlar. O gidince ne olacak. Asistanı notlar alsın, o beni uyandırsın, işlerimi o halletsin. Sen ne yapacaksın? Ben sahneye çıkacağım. İşte o zaman ne doğru dürüst bir sevgilin, ne çocuğun, hiçbir şey olmaz, yanında durmaz. Hoşgeldin yalnızlık mı o zaman?- Evet. Hayatını parayla tuttuğu birileri kolaylaştırdıkça mutsuzlaşıyor, yalnızlaşıyor bu insanlar. Aynı davranışları sevgilisinden ,çocuklarından da bekliyor ama onlar hizmetçi ya da köle değil. Kaçıyorlar bir süre sonra. Daha mutlu olacakları yerlere gidiyorlar. Ünlü ise suçu karşısındakinde bulmaya devam ediyor. “Biz sanatçılar biraz çatlak oluyoruz” cümlesine sinir oluyorum. Yediğin her haltın böyle bir bahanesi HERKESE MUTLULUK GETİRMEZEvlilik ne getirir?- Evlilik mutluluk getirmez. Ancak mutlu olmayı bilen iki insan evlenirse mutlu olabilir. Her insanın evliliğe uygun olduğuna da insanda ne gibi özellikler olmalı?- Eş adayı seçerken güçlü mü ya da güzel mi olduğuna değil nasıl iletişim kurduğuna, sorunları nasıl çözdüğüne bakmalıyız. Arkadaşlarıyla neler paylaşıyor, annesiyle ilişkisi nasıl, stresle nasıl mücedele ediyor, kendine zaman ayırıyor mu? Merhametli olması da önemli ama değil mi?- Bir insanın doğa ve hayvanlarla ilişkisine çok bakarım. Merhamet, doğa zekası denen şeyden geliyor. Hayvanlarla ilgilenenlerin ilişkideki sorumluluk becerileri daha fazla olur. Beyin bir çiçek, hayvan ya da çocuğa bakma arasında bir fark gözetmiyor ALDATAN BİR DAHA ALDATIRAldatma affedilir mi?- Bu bana çok soruluyor, ama bence affetme kişinin kendi özelidir. Sen kabul etmezsin, başkası göz aldatan bir daha aldatır mı?- Her zaman diğerlerine göre daha meyillidir aldatmaya. Ödediği bedellere de bağlı tabii. İlişkilerde kıskançlık nereye kadar?- Kıskançlık ilişkiyi dinç tutar, adrenalin getirir. Hiç kıskanmamak doğru değil. Hayat kısıtlayan taciz eden kıskançlık da iyi değil. Kıskançlığı sürekli dile getirmek, söylemek de iyi değil, çünkü karşı tarafı tahrik ediyorsunuz. Bir kadın eşinin sekreterine takmış. Adam hiç aklımda yokken artık her gün sekreterimin kalçalarına bakıyorum cinsel ihtiyaçları karşılanıyor mu ülkemizde?- Her zaman değil. Dokunmak, sarılmak ihtiyacı var kadının. Erkeğin bunu öğrenmesi lazım. Sevişmede de bencil erkekler. Aslında bu düpedüz tecavüz. Türkiye evli de olsa tecavüze uğrayan kadınlarla dolu. Adam boşalıyor, kadın hiç zevk almadan mecburen birlikte BÜTÜN KÖYLERE ÇOCUK PARKI YAPIYORUZSoma’ya gittin, neler olmuş, neler yapılmalı ve yapılacak?- Biz Soma’ya psikologlarla gittik. İyileştirme değil pansuman yaptık. Aile Bakanlığı’na bir rapor hazırlıyoruz. Orada 18’e yakın köy var, çocuk parkı yok, kadınların çalışma alanı yok. Kadınlara çalışma alanı, çocuklara da enerjilerini atabilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri alanlar gibi projeler üretiliyor?- Özgür Aras’ın başlattığı “Kardeşim Ol” projesinin danışmanlığını yapıyorum. Başbakanlık aldı projeyi, bir iki sene sürecek. Bütün köylere çocuk parkı yapacağız. Arda Turan, Seda Sayan, Demet Akalın ilk üç parkın yapımını üstlendi. Bu parklarda sportif aktiviteler de olacak, kütüphaneler de. Ünlüler, babasız çocukların eğitim masraflarını, kime verdiğini söylemeden ve fiziksel bağ kurmadan karşılayacak. Ayrıca oraya gidecek ünlülere oradaki çocuk ve annelere nasıl davranmaları gerektiğini anlatan eğiitimler vereceğiz. Bir kızla romantik bir ilişki başlatmak istiyorsan ama bunu nasıl yapacağını bilmiyorsan işte sana buzları eritmende yardım edebilecek birkaç tavsiye. Adımlar 1 Önce onunla arkadaş ol. Libidonu kontrol etmeye ve o kızı kazanılacak başka bir zafer değil de bir insan olarak görmeye çalış. Amacın onu tanımak olsun; dış görünüşü ne kadar güzel olursa olsun sırf buna odaklanma. Onunla fen ya da tarih projesinde partner ol. Birlikte çalışması kolay biri ol, çok çaba harca ve neler söylediğini dinle. Ortaya bir arkadaşlık çıkabilir.[1] Sporda takımları belirlerken onu kendi takımına seç. Maçtan sonra, çok iyi olduğu ve onunla oynamanın eğlenceli olduğu konusunda onu temin et. Onun arkadaşlarından biriyle stratejik bir arkadaşlık kur. Bu arkadaşla açıkça flört etmediğin sürece kim olduğunun bir önemi yok. Bu kişi, kendini o kıza tanıtman için sana bir fırsat sağlayabilir. 2Onu görünce merhaba de ama bunu çok fazla yapma, yoksa ürker. 3Göz kontağı kur ve gülümse. Göz kontağı, bir şey söylemeden bir kızdan hoşlandığını ona belli etmenin mükemmel bir yoludur.[2] Gözlerinin içine bak, çekinme ve özellikle böyle bir zamanda boynundan aşağısına bakma. O da senin gözlerine bakarsa, gülümserse ya da kızarırsa o zaman bir şansın olabilir. Kaşlarını çatarsa ya da sana şu "Hayrola?" bakışını atarsa bir süre için geri çekil. Ama, şunu da unutma ki başka insanlardan çok ilgi görüyor olabilir, o yüzden onun için yabancıysan ya da seni çok az tanıyorsa bu, otomatik bir bakış olabilir. Azıcık kaşlarını çattı diye umudunu kaybetme; belki de ayakkabısına bir taş kaçmıştır. Biraz bekledikten sonra tekrar dene. 4 Git ve onunla tanış. Hemen harekete geçme, hiç acele etme ve bir arkadaşlık kurduğunu unutma. Aşırı atılgan olman onu korkutup kaçırabilir. Kendini gerçekten basit bir şekilde tanıtman yeterlidir. Şöyle diyebilirsin "Merhaba, ben [İsim]. Tanıştığımıza memnun oldum." Onu etkilemek için her zaman havalı bir tavlama sözüne ihtiyacın yoktur. Biraz utangaç ya da sıkılgansan yanına gidip şöyle bir şey söyleyebilirsin "Üzgünüm, bu çok tuhaf ama güzel kızların yanında çok geriliyorum. Ben [İsim]." Bunu sıradan bir şeymiş gibi yapabilirsen kızın buzları eriyebilir. Biraz daha rahatsan ve kendini biraz daha havalı bir şekilde tanıtmak istiyorsan şöyle bir şey dene "Okulun en güzel kızıyla konuşma cesaretini toplamanın ne kadar zor olduğunu biliyorsundur umarım. Ben [İsim]. Nasılsın?" 5 Bir sohbet başlat. Okul ya da hava gibi güvenli bir konuda konuş[3] , sonra da ona onunla ilgili bir şey sor. En önemlisi, onun cevabını dinle! Kendinle ilgili çok fazla konuşma. Odak noktası o olsun. Din, politika ya da diğer "çok önemli" konularda konuşmaktan kaçın. Din ve politikayla ilgili konuşmamak en iyisidir çünkü bu konularda fikirlerimiz katıdır ve bunlar bizi gruplaştırır. Yani, sen dindar biriysen ve o değilse ya da farklı partileri destekliyorsanız büyük ihtimalle diğer özelliklerine bakmayacak ve sana bir şans vermeyecektir. Dini ve politikayı sonraya bırak. Gerçekten ilgilendiği bir konu seç. İnsanlar, kendileri hakkında konuşmayı severler ve o da doğası gereği hobileri ve ilgi alanlarıyla ilgili konuşmaktan hoşlanacaktır. Bu konulardan biriyle ilgili konuşmasını sağlarsan senin çok konuşmana gerek kalmayacak ve sohbet doğal bir şekilde ilerleyecektir. Hoşlandığın kızın söylediklerine dikkat et. Onun söylediklerini hatırla. Ona bir insan olarak ilgi göster. Söylediklerini gerçekten düşünüp hatırlarsan kendi yararına kullanabilirsin Tam ona göre bir hediye almana ya da kendi aranızda bir espri geliştirmene yardım edebilir. 6 Ona dış görünüşüyle ilgili değil de iyi olduğu ya da ilgilendiği bir konuyla ilgili iltifat et. Dış görünüşü doğuştan ama başarıları onun kazandığı şeyler. Resim yapma, şarkı söyleme ya da bir spor dalıyla uğraşma gibi bir tür yeteneği var mı diye bak. İltifatların içten olsun.[4] Bu arada, birçok kadın güzel gözükmek için çok çaba harcar, o yüzden saçını yeni kestirdiyse ya da çantası yeniyse bunu fark etmek de iyidir, özellikle de iyi bir zevki varsa. Ondaki bir yeniliği ya da farklılığı fark etmen, ona dikkat ettiğini gösterecek ve bu, onun hoşuna gidecektir. Nasıl görünmek istiyorsa bunu pekiştir. Kendini bir sporcu, düşünür ya da sosyal çalışan olarak mı görüyor? O zaman ona kendini inanılmaz düzenli, inanılmaz zeki ya da inanılmaz şefkatli hissettirecek iltifatlar et. Nasıl görülmek istediğini öğren, sonra da ona o konuda iltifat et. 7 Ona ilgi göstermeye devam et. Bu, kısa bir karşılaşmaysa ve ona duygularını göstermek için tek şansınsa her zamankinden biraz daha fazla flört et. Arkadaşlarınla birlikteysen arkadaşlarınla takılmak ister mi diye sor. İşi varsa daha sonra takılmak ister mi diye sor. Bu, telefon numarasını almak için harika bir fırsat olur. Dokunma engelini ortadan kaldır. Onunla konuşurken eline, koluna ya da omzuna hafifçe dokun. Seni tanıyorsa, bir kızın buralarına dokunmak güvenlidir. Bunu doğru bir şekilde yaparsan ve senden hoşlanıyorsa tüyleri diken diken olacaktır. Ona biraz muziplik yap. Arkadaşsanız ona hafifçe takıl ama şaka yaptığını bilmesini sağla! ya da onu sırtında taşımayı öner. Yapışkan olma ama korkma da! 8 Sabırlı ol. Böyle şeyler zaman alır. Ama tüm dikkatini ona verdiğinde sonunda ondan hoşlandığını anlayacaktır. Bu arada, ona dans edebileceğiniz bir yere gitmeyi teklif etmek, onunla yüzmeye gitmek ya da doğa yürüyüşüne çıkmak, onu bir partiye davet etmek ya da sadece onunla ve arkadaşlarıyla olmak için her fırsatı kullan. Arkadaşlarıyla iyi bir ilişkin olmasını sağla. 9İlginin karşılıklı olduğuna dair işaretler ara. Onun vücut dilini okumaya çalış. Sana doğru eğiliyor mu? Koluna hafifçe dokundu mu? Bakışlarına karşılık veriyor mu? Saçlarıyla oynuyor, gülümsüyor ya da kıkırdıyor mu? Eğer öyleyse, büyük ihtimalle o da senden hoşlanıyordur. Üzerinde oldukça iyi bir izlenim bırakmışsın! 10 Bir sonraki hareketini belirle. Yukarıdaki adımların hepsini halledince bundan sonra ne yapacağın sana kalmış. Şansının yüksek olduğunu düşünüyorsan onu gerçek bir randevuya davet edebilirsin. Güzel bir randevuyla onu çok etkileyebilirsin. Eğilip kibarca bir ilk öpücük verebilir ya da cüretkâr Fransız öpücüğünü deneyebilirsin. Ama dikkatli ol çünkü bu, ilk randevuyu mahvedebilir ve sonraya ya da ilişkinize saklamak en iyisidir. Belki de harekete geçmeden önce aslında öğrenmek istediğin şey nasıl flört edildiğidir. Hiç merak etme. Kısa süre içinde flört ediyor olacaksın! Reklam İpuçları Kendinden emin davran ve kendin ol. Özgüven anahtardır ve kişilik şarttır. Arkadaşlarıyla iyi arkadaş olursan büyük ihtimalle senden daha çabuk hoşlanacaktır! Özellikle başlangıçta çok "geveze" olma çünkü bu biraz bunaltıcı olabilir. Yapışkan olmamaya da dikkat et. En iyisini um ama kendini en kötüsüne hazırla. Bunu ona sorarken karamsar olmana gerek yok ama aşırı heyecanlı da davranma. Cesur ol ve ona karşı hislerini bilmesine izin ver; kendini tutmak genellikle pişmanlıkla ve fırsatların kaçmasıyla sonuçlanır. Hiç sormazsan asla bilemezsin.[5] Reddedilmek dünyanın sonu değildir ve daha güçlü bir insan olmanı sağlar. İşaretleri okumayı öğren. Bazı kızlar senden hoşlanmayacaktır ve hayat böyledir. Sana gerçekten sinir oluyorsa, işlerin kötüleşmemesi için ondan uzak dur. Hoşlandığın kıza karşı nazik ol; ilişkiyi aceleye getirme ve hoşlandığın kişiyle iyi vakit geçir. Daima aklına değil, sezgilerine kulak ver. Kendinde ona yaklaşacak cesareti bulamıyorsan yaklaşma. Neresine dokunduğuna dikkat et. Yanında kendini huzursuz hissetmesini ve onu üzmeyi istemezsin.[6] Gözlerinin içine bak ve o bunu fark edince gözlerini kaçırıp gülümse. Reklam Uyarılar Bir kız senden hoşlandığını beli ederse ondan hoşlan ya da hoşlanma arkadaşlarınla bu konuda konuşma konusunda dikkatli olmalısın. Bazı arkadaşların onunla uğraşabilir ve kendini kötü hissetmesine neden olabilir ki bu hiç hoş olmaz. Diğer yandan, ona ilgini belli ettiğinde onun arkadaşlarının arkandan ya da yüzüne karşı seninle dalga geçmesini istemezdin. Seni öpmek isterse çok aceleci davranma; tüm istediğinin bu olduğu hissine kapılabilir. İlişkinin gelişimiyle asla arkadaşlarına hava atma. Bunlar onun kulağına giderse olgunluktan çok uzak görünürsün. Çekici bir erkek olsan bile bir kız, seninle öpüştüğünü ya da birlikte olduğunu senin arkadaşlarının bilmesini istemez. Aslında, seni çekici yapan şeylerden biri, onunla aranda olanları kimseye anlatmamandır. Reklam Bu wikiHow makalesi hakkında Bu sayfaya defa erişilmiş. Bu makale işine yaradı mı? Maurice Merleau-Ponty davranış ve algı üzerine olan erken dönem çalışmalarında Kartezyen felsefeye bağlıdır ve bedene dair özne ve nesne ayrımına göre bir kavrayışı vardır. Aslında öznenin ruh ve beden olarak ikici kavranışından kurtulmaya çalışmaktadır. Ancak bunu geç dönem çalışmalarında başarabilecektir. Merleau-Ponty sonraki çalışmalarında Kartezyen kavramları ve onların neden olduğu sorunları aşmak için ten kavramına merkezi bir yer vermiştir. Ten kavramında Merleau-Ponty bedenin özne ve nesne ayrımına göre kavranmasını aşmanın imkanlarını bulmuştur. Merleau-Ponty Görünür ve Görünmez'de ten konusunu ele alır. Ten kavramı onun için ontolojik önemi olan bir konudur. Görünür ve Görünmez'de daha önceki çalışmalarından daha derinlikli bir felsefi soruşturmaya girişir ve bedeni varlık alanına taşır. Maurice Merleau-Ponty Merleau-Ponty, ten kavramını önceleri pek ontolojik bir anlamda kullanmıyordu. Daha çok biyolojik bir anlamda kullanıyordu, insanın bedenini saran cilt olarak. Örneğin Algının Fenomenolojisi'nde dokunan ve dokunulan eller dolayımıyla tenin özne ve nesne ilişkisini aşmak için içerdiği imkanları araştırır. Bu örneği Husserl'den almıştır. Husserl, dokunan ve dokunulan eller aracılığıyla özne ve nesne ilişkisini sorunsallaştırır. Sağ elimle sol elime dokunduğumda, sol elimin kaygan ve yumuşak veya pürüzlü ve sert olduğuna dair hisler duyarım. Sol el, sağ ele bazı hisler veren bir nesne gibi gelir, ama Husserl'in belirttiği gibi, aynı anda sağ elim de sol elime dokunmaktan kaynaklanan hisler verir. Eller birbirine dokunurken dokunan ve dokunulan aynı anda sürekli yer değiştirir, birbirinin yerine geçerler. Bu deneyim bedeni karşı karşıya olmayan ama iç içe olan ikili bir yapı olarak yeniden inşa eder. Beden bir taraftan fiziksel bir nesnedir, diğer taraftan tinsel bir özne… Abidin Dino - Eller Husserl bedenin salt fiziksel bir nesne olmadığını göstermek için, bir şeyin başka bir şeye dokunmasını da ele alır. Aynı şekilde, bir şey başka bir şeye dokunduğunda da dokunan ve dokunulanın yerleri sabit değildir; dokunan aynı zamanda dokunulan ve dokunulan da dokunandır. Dolayısıyla dokunma deneyimleri bize algının özne ve nesne arasındaki ilişkilerin bir sonucu değil, özneler arası ilişkilerin bir sonucu olarak ortaya çıktığını gösterir. Merleau-Ponty, Husserl'in örneklerinin neredeyse aynılarını kullanır ve aynı sonuçlara ulaşır. Ona göre de beden kendi bünyesinde hem özne hem nesnedir, dokunan bedende özne ve nesne iç içe geçer. Bir dokunma eyleminde bir şey sadece dokunan veya dokunulan değildir, şeyler hem dokunan hem dokunulandır. Dolayısıyla bir beden bünyesinde ikili bir yapıyı barındırır; hem özne hem nesnedir ve bu olgu iki elin birbirine dokunması sırasında üzerinde düşünmeye çağırır. Merleau-Ponty insan bedeni ile dünya arasındaki ilişkinin de aynı olduğunu söyler. Yani, algılananlar sadece şeyler değildir; algılayan beden de algılanandır. Merleau-Ponty'ye göre dünyanın da teni vardır ve bu sayede insan dünyayı algılayabilme yetisine sahip olduğu kadar dünya da insanı algılayabilme yetisine sahiptir. Merleau-Ponty'nin ontolojisine göre gören ve görülen, dokunan ve dokunulan aynı varlığın farklı boyutlarıdır. Bu iki farklı boyut sadece birbirlerini tamamlamaz, birbirlerinin yerine de geçer; yani hem birbirlerinden farklı hem de birbirlerinin aynıdırlar. Bu düşünce Merleau-Ponty'yi varlık ile ten kavramlarını aynı anlamda kullanmaya götürür. Ona göre ten varlıktır; bundan dolayı teni düşünmek varlığı düşünmektir. Merleau-Ponty'de ten, artık derinin diğer adı değildir, varlığın diğer adıdır ve böylece ontolojik bir anlam kazanmıştır. Tenin ontolojik kavranışı ruh ve beden ikiliğine de son vermiştir, beden kendi kendisiyle bir bütün olmuştur. Merleau-Ponty bedeni tenden hareketle düşündüğü için, bedenlerin arasındaki ilişkiyi de özne-beden ve nesne-beden arasındaki ilişki olarak düşünmez. Bir beden hem özne-beden hem nesne-bedendir. Beden bizi dünyaya ve başkasına açar. Beden hem hisseden hem hissedilen olduğu için dünya ve başkasıyla ilişkilerimiz bir iç içe geçme veya birbirine dolanma şeklindedir. Böylece beden kendisini aynı varlığa ve tene ait olarak algılar. Ten başkasıyla ilişkilerde karşılıklı duygusal bağlar kurmayı sağlar. Bunlardan birisi de arzudur. Arzu ben'i başkasına bağlar, böylece ben ve başkası tensel ilişki sayesinde aynı vücuda ait olduklarını fark ederler. Tenin ontolojik anlamı Merleau-Ponty'nin cinsellik konusundaki araştırmalarında daha açıklık ve genişlik kazanır. Cinsellik sayesinde ben başkasıyla daha derin ve özel, mahrem bir ilişki kurar. Herkes aynı tene doğar, yani doğduğumuz andan itibaren başkası benim vücuduma ait, başkası da benim vücuduma aittir. Bu insan varlığının ortak, benzer, aynı olduğu anlamına gelir. Ancak bu aynılık benin başkasının içinde yok olmasını gerektirmez. Her bir bedenin ayrı teni ve buna bağlı olarak ayrı hisleri ve algıları vardır. Bu bağlamda iki insan arasındaki tokalaşma insanları birbirine eşitleyen bir tensel ilişki olarak aynılığın onaylanması ve farklılığın tanınmasını sağlayan bir davranıştır. Bir tokalaşmada dokunan ve dokunulan, özne-nesne ilişkisine göre belirli değil, muğlaktır; birbirine dönüşlüdür. Tokalaşan kişiler aynı anda kendilerini dokunan ve dokunulan olarak hissederler. Böylece özne ve nesne ilişkisi ortadan kalkar ve kişiler birbirlerini özneler arası bir ilişkiye açarlar. Bu yüzden tokalaşmak çok sembolik bir davranıştır. Başkalarıyla hiyerarşik bir ilişki kurmak isteyenlerin herkesle tokalaşmaması veya şöhretli kişilerin hayranlarının sevgisine karşılık vermek için ellerine dokunarak geçmeleri gibi. Ayrıca bazı Müslümanların karşı cinsle tokalaşmayı haram saymaları, tensel temasın şehvet uyandırıcı etkisinden kaçınmaktan çok, erkek ve kadın arasındaki özne ve nesne ayrımına göre kurulmuş ilişkiyi bozması ve kadın ve erkek arasında özneler arası ilişkiyi sembolize eden bir davranış olmasındandır. Ama tokalaşmadan farklı olarak birinin elinin bir başkasının eline dokunması, bir bedeni başka bir bedene açmanın, iki bedenin birbirini arzulamasının ve erotik tende buluşmasının bir sembolüdür. Tokalaşmada el başkasının eline sadece dokunur ve bu durum bedenleri ontolojik tende buluşturur. Oysa bir ele arzuyla dokunma hemen sonrasında okşamaya dönüşür ve bu durum bedenleri erotik tende buluşturur. Okşamanın da tokalaşmaya benzer bir işlevi vardır. Şöyle ki bedenler arasındaki özne ve nesne ilişkisini aşındırır. Çünkü okşama da dokunma gibi birbiri yerine geçişli bir eylemdir. Bir okşama eyleminde, okşama karşılıklı olmasa bile, okşayan el okşanan bedenden hisler alırken, okşanan beden de okşayan elden hisler alır, dolayısıyla bir okşama eyleminde okşayan ve okşanan bedenler tende anonimleşir ve özne-beden ve nesne-beden ortadan kalkar. Yine bazı Müslümanların, hatta bazı Yahudilerin ve Hıristiyanların, cinsel ilişkide tensel ilişkiye fırsat vermemek üzere çıplaklığı yasaklamaları da bununla ilgilidir. Çıplaklık okşama eylemine ve böylece iki bedenin içli dışlı olmasına, sarılıp sarmalanmasına ve sonunda bedenlerin dönüşümlülüğüne imkan verir. Oysa, çıplak olmayan bedenlerin cinsel ilişkisi ya da okşamaya fırsat vermeyen diğer stratejik cinsellikler, bedenleri özne ve nesne olarak kurar ve cinselliği eril bir boşalma eylemine indirgerler. Bedenlerin özne ve nesne, arzulayan ve arzulanan, etkin ve edilgen olarak tanımları böylece sürekli yeniden onaylanmış olur. Ayrıca bedenlerin organları ve kısımları da eril bakışın etik ve estetik ölçütlerine göre terbiye edilir. Luce Irigaray, Merleau-Ponty'nin ten ontolojisinde dokunmanın olanaklarıyla ilgili araştırmasını daha ileriye taşır. Irigaray kendine dokunmanın kadının özneleşmesindeki önemini vurgular. Irigaray'a göre sadece kadında olan, kendine dokunan, birbirine sürtünen iki dudak kendine yeten ve bağımsız kadın imgesiyle ilgilidir. Irigaray'ın cinsellik teorisi, kadınların bir başkasının varlığına ve desteğine ihtiyaç duymadan eyleyebilme yetisine sahip olduğunu söyler. Kadın cinsel organı kendi kendine dokunma özelliğine sahiptir. Oysa bir erkeğin cinsel organına dokunmak için her zaman bir aracıya ihtiyacı vardır kendisinin veya başkasının eli ve diğer organları gibi. Kadın ise bir aracıya ihtiyaç duymadan, etkin ile edilgen konumlarda olmadan, her iki konumu bir bedende bir araya getiren bir cinselliğe sahiptir. Çünkü kadının cinsel organı birbirine dokunan iki dudaktan oluşur. Irigaray'a göre cinselliği belirleyen biyolojik ve ruhsal farklılıklardır. Cinsellikle ilgili tüm tanımlar eril ölçütlere göre yapılmıştır. Cinsel fark erkeğin cinselliğine göre, yani bir penise sahip olup olmamaya göre belirlenir. Freud'dan Lacan'a kadar psikanaliz de erkeği temel alır; böylece kadın eksik olarak tanımlanır. Oysa Irigaray'a göre, kadının cinsel organının fiziksel yapısı, yani vulva özgün bir cinsel farkı temsil eder. Vulvanın özgül yapısı onu ten ontolojisinin kavramları ve birbirine dokunmanın veya sürtünmenin etkileriyle düşünmeye davet eder. Kadın cinselliği çok katmanlıdır. Vulvanın dudakları birbirine dokunur ve sürtünürken sürekli yer değiştirir. Irigaray'a göre kadın cinselliğinin bu nedenle farklı uyarılma, temas ve arzulama bölgeleri vardır. Böylece kadın kimliği belirlenebilir olmaya direnir. Irigaray'a göre kadın daima birden çok özne konumunu bedenleştirir. Kadınlar çoğuldur, çünkü aynı anda farklı özne konumlarında varolurlar. Kadın cinselliğinin ve kimliğinin bu çok katmanlılığa dayalı belirsizliği eril tahakküm için hep rahatsız edicidir. Eril tahakkümün kurulu düzeni için tehdit edici diğer unsurlar özne-beden ve nesne-beden ayrımının ortadan kalkması, kadın bedeninin arzulanan değil arzulayan olarak kendini ifade etmesidir. Bu bağlamda cinselliği eril tahakkümün sembolik şiddetinin bir ifadesi olmaktan çıkaracak tensel ilişki biçimleri de sınırlandırılmaya çalışılır. Merleau-Ponty'nin ten ontolojisine göre kurulmuş bir özneler arası ilişkide başka bir bedenin arzusu ve başkasına karşı duyulan cinsel arzu mekanik bir ilişkiden ve eril şiddetten uzaktır. Ontolojik bir ten kavrayışından neşet eden dişil bir erotizmin ifadesi olan cinsellik başkasını nesneleştirmeyi ve onu bastırmayı hedeflemez. Tensel bir erotizm cinselliğin tinselliğe dönüşümünü sağlar. Bu, benin başka bir bedende kendini arayışa çıkması, başkasının arzusuyla kendi arzusunu mübadele ederek fallus merkezli cinsellik biçimlerinin ötesine geçme deneyimi ve bedenlerin birbirini sarmalayarak bütünleşmesidir. Merleau-Ponty tene ontolojik bir anlam vererek eril bedeni diğer bedenler karşısında ayrıcalıklı bir özne olarak görmeyi terk etmeyi ve bedeni özgürleştirmeyi sağlayacak bir okuma biçimi önermiştir. Beden tutkulu bir arzuyla başkasına yaklaşmak ve onunla birleşmek ister. Bu iç içe geçme isteği, özne ve nesne ayrımını geçersiz kılarak özneler arası ilişkiye imkan verir. Böylece cinsellik yoluyla kimliklerin yer değiştirmesinden bile söz edilebilir. Cinsellik başkasıyla ilişkidir, bu ilişkide ben başkası, başkası da ben olur. Haberler > Senden Kız Anası mı Erkek Anası mı Olur? - 1232 Öncelikle hepimiz sağlıklı bir bebeğe sahip olmak isteriz. Annelik tamamen iç güdü olarak gelişir. Kız olsun erkek olsun anne kucağı hepsine açıktır. Bakalım senin kucağın hangisini istiyor ? 1. Haydi başlıyoruz, çocuğunla kendini nasıl hayal ediyorsun? 2. Yavruna hangi kurbağa Kermit'i oyuncak olarak alırdın ? 3. Giyimin senin için ne kadar önemlidir ? 4. Mesela bir oğlun var senden habersiz evlenmiş ve karısını alıp gelmiş ne yaparsın? 5. Çocuğunun olacağını öğrendin ilk ne için sabırsızlanırsın? 6. Seçim yapabilseydin kibar mı yoksa dürüst bir çocuğun mu olsun isterdin? 7. Peki senin en sevdiğin spor hangisi? 8. Ve son olarak bir kreşin olsaydı teması ne olsun isterdin? Erkek anası seni! Sen erkek anası olmalısın kesinlikle. Çünkü senin de maskülen bir tarzın var. O yüzden sanırım daha iyi anlaşabilir, yönlendirebilirsin yavruyu. Oğluşuna; kadına sevgiyi, saygıyı, kibar olmayı, kız çocuklarından üstünlüğü olmadığını öğretebilirsin. Kendi işlerini kendisinin halledebileceğini ona daha kolay öğretebilirsin böylece hayatta kimseye muhtaç olmayacak hizmet beklemeyecektir. Sen bilirsin işini, bu vatana hayrı dokunacak bir erkek evlat olur ben senin oğluşun. Aaaa tamam tamam gelinin kayınvalidesine saygıyı -sevgiyi de unutmadık. Ama sen de yerini bil ve çok girme aralarına olur mu bu da benden tavsiye olsun sana. Öpüldün… Kız çocuğu candır! Çiçekler böcekler, renkler, fiyonklar, fırfırlar hepsi senin işin. Senin al yanaklı pembe pembe bir kız çocuğun olsun. Bayılıyorsun…Nerede kız çocuğu görsen çıldırıyorsun. Üzerindeki bir aksesuarı çıkartıp hemen o miniğin kıyafetine, bir yerine iliştiriveriyorsun. O pembeler, tüller birlikte giydirip balolara götürdüğünüz barbiler harika hayaller. Evet senin bir kızın olmalı. Sesini yükseltmeden derdini anlatabileceğini öğrettiğin, kendine her zaman güveni olan ve bir Türk kadınına yakışır, modern bir şekilde yetirştireceğin bir kızın olmalı.. Öpüyorum… Anne olmaya hazır olunca harikalar yaratacaksın! Hayır sen daha ana olacak kadar büyümüş hissetmiyorsun. Sen yardım dernekleriyle daha da mutlusun. Analığa hazır değilsin kuzum ya. Sabır lazım çocuğa. Sende şimdilik yok bu maalesef. Zaten öyle çocukları kucağına alıp, oyyy canım canım diye sevmişliğin de yok. Ama bunların yanı sıra kimsesiz yavrularla ilgilenmeyi çok seviyorsun. Onları mutlu etmek seni daha çok mutlu ediyor. Eğitimlerine destek olup süper evlatlar yetiştirebilirsin. Ama gel gelelim öyle gecenin bir yarısı ağlama sesiyle gözlerin yarı kapalı mama hazırlamak sana göre değil. Kova mı senin burcun…Ama vatana, millete hayırlı olacak, tertemiz nesillere örnek olabilirsin. Bu konuda onlara desteğini esirgemeyeceğinden eminim kuzum. Öperim…

erkek kızın neresine dokunmak ister