🎽 Recep Tayyip Erdoğan Zalim Geceler
HABERTURKCOMCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:AFRİKA ZİYARETLERİ "Bu hafta Cezayir, Gambiya ve Senegal'i
FatihBulut - Zalim Geceler Sözleri. Uykular Haram Oldu Recep Tayyip Erdoğan Versiyon (fatih Bulut Geceler) #remixadam 0:20. Fatih Bulut Geceler Geceler Zalım
Video aşağıda – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı, Ayasofya’da gerçekleşen “Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi” programında imam Mustafa Demirkan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e lanet okudu, “zalim ve kafir” dedi. Erdoğan, dün Taksim Camisi’nin
Allresults for hashtag UzmanCavuslarKadroya. Kendisini doğuran,yetiştiren anasına böbreğinin tekini verdi diye sözleşme fesihi yapılıyor Niye diğer personel gibi sınıf değişikliği yok Yazık değilmi bu ailelere yazık değilmi bu yiğitlere Ayrımcılıklar ortadan kalksın artık hemen şimdi; #UzmanÇavuşlarKadroya
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte siyasi yasaklı yolduğunu hatırlatan Tanrıkulu, “CHP, onun için anayasayı değiştirdi, siyasi yasağını kaldırdı ve Siirt’ten milletvekili seçildi. O zaman mağdurdu şimdi zalim oldu. Şimdi kendisi aldığı güçle kendi muhaliflerini siyasi yasaklı hale getiriyor” dedi.
1day agoŞimdi gelmiş #VatanıTeslimEtmeyiz diyorsunuz 😅. Jul-27,2022 04:24. Beğeni: 0 Retweet: 0. Tweet URL. HALİFEMİZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN. @23halifemizrte. #VatanıTeslimEtmeyiz. SSK EMEKLİSİ İNTİBAK BEKLİYOR. Jul-27,2022 04:21.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 7. Olağan İl Kongresi'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Dünyayı yaşanmaz hale getiren güçler, oyunlarını bozduğumuz, gerçek yüzlerini ortaya çıkardığımız için bizi de hedef tahtasına koymuşlar. Varsın koysunlar, durmak yok yola devam.' Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Zalim Esed işine gelenleri davet edebilir ama biz orada
B94f8. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Diyarbakır Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle; Bugün Diyarbakır'da yine dolu dolu yine bereketli bir gün geçiriyoruz. Cuma namazımızı Diyarbakırlı kardeşlerimizle Kurşunlu Camii'nde eda ettik. Kurşunlanan Kurşunlu Camii'nde eda ettik. Bölücü örgütün çukur olayları sırasında yaktığı 5 asırlık tarihi camiyi 3 yıllık titiz çalışma ile camimizin eski görkemine kavuştuğunu bu vesileyle yerinde görmüş olduk. Diyarbakır annelerimizin misafiri olacağız. Diyarbakır anneleri evlatlarına kavuşmak için açtıkları bayrakla hem korku duvarını yıktılar hem de bölücü örgütün siyasi kollarını kalleş yüzünü deşifre ettiler. Bu kahraman anneleri bizzat ziyaret ederek bugüne kadar bakan arkadaşlarım, belediye başkanlarım, kadın kollarım defaetle gelip kendilerini ziyaret ettiler haklı davalarında yanlarında olduğumuzu ifade ettiler. Bugün de ben de Diyarbakır annelerini heyetimle birlikte ziyaret edeceğim. Ramazan'da sağolsun İstanbul'da onlar beni ziyaret etmişlerdi. Birlikte bir iftarımız oldu. Bugün de inşallah iadei ziyaretimizi gerçekleştirmiş olacağız. Geçmişten bugüne kapsamlı bir muhasebeyi Diyarbakırlılarla paylaşacağız. Sevgili gençler, kardeşlerim burada öncelikle bir hususu açıklağa kavuşturmakta fayda görüyorum. Bugün biz Diyarbakır'a sadece açılış ve ziyaret için gelmedik. Bugün aynı zamanda Diyarbakır'ı dinlemek, Diyarbakırlı olan kavlimizi yenilemek için geldik. Sizlerin görüşlerine, sizlerin değerlendirmelerine büyük önem veriyorum. Diyarbakır İl Başkanımıza ve il yönetimimize bizlere böyle bir imkan sundukları için teşekkür ediyorum. 20 yılı bulan bu zorlu yolculuğumuzu bulan dava arkadaşlarımızdan vefat edenler olduğu gibi bölücü terör örgütü tarafından kalleşçe şehit edilenler de var. Gerek terörle mücadele sırasında gerek millet ve memleket yolunda şehit düşen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum. Biz onların samimiyetine, gayretine, yiğitliğine şahidiz. Biz onların millet ve ümmet için çarpan yüreklerinin büyüklüğüne şahidiz. Şehitlerimizin kanları pahasına bize emanet ettiği sancağı namusumuz bilip biz de canımız pahasına koruyacak daha da yücelteceğiz. Milli iradeyi savunmak için gerektiğinde bedel ödedik. Sıkıntı çektik ama zalimler karşısında hiçbir zaman başımızı eğmedik. Kefenimizi giyerek çıktığımız bu kutlu yolda bize, milletimize ve ülkemize kefen biçenlere inat Allah'a hamdolsun dimdik yürüyoruz. Dicle'nin kuzularını çakallara kaptırmamak için gece gündüz çalışıyor gayret gösteriyoruz. Biz, vesayet odaklarının gölgesinde değil gece karanlığında seccedasini gözyaşları ile ıslatanlarla yürüyoruz. Biz sırtımızı başkaları gibi şu veya bu terör örgütüne değil rabbimizin takdirine halkın iradesine yaslıyoruz. Biz gücümüzü başkaları gibi silahtan, şidetten değil 40 yıldır yanımızda dağ gibi duran aziz milletimizden alıyoruz. Yurt dışı planların yeniden devreye alındığını görüyoruz. Muhalefet kulaklarına ne fısıldanırsa ajans önlerine ne koyarsa Türkiye düşmanları bunlara ne telkin ederse onları söylemeyi siyaset zannediyorlar. Parti teşkilatlarını saran taciz, tecavüz, hırsızlık, yolsuzluklarla cesaretle yüzleşmek yerine kendi pisliklerini bize bulaştırmaya çalışıyorlar. Bir insanın kalbinde ve kafasında ne varsa dil onu söyler. Siz az önce Kayahan'ın sanki bizim için bestelediği parçayı okudunuz. Teşkilat olarak biz de Diyarbakır ile hamdolsun memnuniyet duyuyoruz. İçeride kin, nefret, husumet varsa söylem de nefreti besler, siyaseti zehirler. Ama insanın içinde aşk varsa samimiyet varsa hoşgörü varsa dürüstlük varsa kullandığı dile kadar herşeyine akseder. Anneler, CHP ve şurekasına baktığımızda bu sözün hikmetini daha iyi anlıyoruz. Ülkemizin dertlerine derman olacak tek bir sözleri yok. Sadece milletten ve milletin değerlerinden kopuk değiller ülkenin ve bölgenin gerçeklerinden uzaklar. Bölücü örgütün bu topraklara yaşattığı yıkımdan, akıttığı gözyaşından habersizler. Evladını Kandil'deki terör baronlarına kaptıran anaların dinmeyen yürek sızısından habersizler. Ülkemiz sınırları içerisinde ve dışarıda yürütülen mücadelenin büyüklüğünden habersizler. Kafalarına geçirdikleri at gözlüklerinden sadece kendi dünyalarını görüyorlar. Muhalefetin içinde bulunduğu siyasetsizlik cenderesi bizim yükümüzü daha da ağırlaştırıyor. Biz siyaseti milletimiz için yapıyoruz. Biz milletin bağrından doğmuş, üye sayısı itibarıyla ülkemizin en büyük en kuşatıcı siyasi hareketiyiz. Bu partinin çatısı altında terörü ve şiddeti övmediği sürece her türlü fikre, düşünceye yer vardır. ERDOĞAN DİYARBAKIR ANNELERİNİN BEDDUASI BUNLARI VURACAKTIR Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları bu programın ardından evlat nöbetinde bulunan Diyarbakır annelerini ziyaret etti. Erdoğan şu ifadeleri kullandı "Bu kardeşlerim Ramazan-ı Şerif'te bizim iftarımıza teşrif ettiler. Bir baba olarak, yanımızda kadın kollarımızın temsilcileri, vekillerimiz birlikteyiz. Malum 25 kadar evladımız anne babalarıyla buluştu. İstiyoruz ki diğerleri de anneleriyle, babalarıyla buluşsun. Daha da bunun artacağına inanıyorum. Diyarbakır anneleri ile Şırnak anneleri, Van anneleri bütünleşti. Tüm bunlar sürekli olarak artarak devam ediyor. Bu PKK'nın, bu HDP'nin tüm bunların evlat diye bir derdi yok. Kandil'de taciz bunlar için bir sorun değil. Oradaki 13-14-15 yaşındaki kızın taciz edilmesi bunlar için, daha ileri gidiyorum, oranın yönetici konumundaki kişilerin evlat diye bir sorunu yok. Taciz diye bir dertleri yok. Diyarbakır annelerinin bedduası bunları vuracaktır. Biz bu işin takibindeyiz. Kovalıyoruz. Tüm İçişleri Bakanlığımız, Silahlı Kuvvetlerimiz bunların üzerine üzerine gidiyoruz. Biz bu işi asla bırakmadık, bırakmayacağız. Bizim de evlatlarımız var torunlarımız var. Bu acı neyse aynı şekilde sizlerin acısı da bizim acımızdır." Diğer Siyaset Haberleri için tıklayın
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni'nde konuştu. Erdoğan'ın açıklamaları Sözlerimin hemen başında bu sabah kaybettiğimiz Hasan Celal Güzel ağabeyimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Devlet, siyaset hayatımıza her zaman hizmetlerini saygıyla hatırlayacağımız Hasan ağabeyimiz çalışmalarını heyecanla sürdürüyordu. FETÖ'nün en çok hedef aldığı kurumların başında adalet teşkilatımız geliyordu. Zira onun için her şey orada başlıyor, orada bitiyordu. İçindeki FETÖ'cüleri en hızlı ve kararlı şekilde temizleyen kurum yine adalet teşkilatımız oldu. Bu temizliğin yol açtığı boşluğun doldurulması konusunda atılan adımları en başından beri takdirle takip ettim, ediyorum. Fakat ben bittiğine henüz inanmıyorum. Daha çok çalışacağız. Kim bilir, nerelerde daha neler çıkacak. Adeta metastaz yapmış, bunların temizlenmesi gerekiyor. Hakim ve savcı olarak atanacak kişilerin önce ciddi deneyim sahibi olmasına özel önem verilir. Avukatlıktan hakim savcılığa geçiş uygulamasını yaygınlaştırarak sürdürmemiz gerektiğine inandık ve bu adımı attık. Bu konuda zaten kat etmemiz gereken daha çok mesafe var. Çalışmaları ideal hakim ve savcı sayısına ulaşana kadar devam etmeliyiz. Adalet devletin de toplumun da, beşeri münasebetlerin de taşıyıcı sütunudur. Kanunların hazırlanmasından, mahkemelerdeki uygulamalara kadar her aşamada çok ciddi titizlik göstermek gerekiyor. Devletler ve milletler adalet üzerinde yükselir veya adeletsizlik batağında boğulur giderler. Adalet daima bizim önceliğimiz olmuştur. Ülkemizde adalet hizmetlerinin hukuka uygun şekilde yürütülebilmesi konusundaki hassasiyetimiz bugüne mahsus değildir. 2002'de milletimize Türkiye'yi eğitim, sağlık, adalet, emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Önce vesayet güçlerinin, ardından FETÖ'nün tüm tuzaklarına rağmen her iki alanda da önemli mesafe katettik. ALTYAPI GÜÇLENDİRMESİ Adalet teşkilatımızın altyapısını güçlendirme konusundaki en önemli çalışmalardan biri de inşa ettiğimiz 235 adalet sarayıdır. Fiziki şartlardaki gelişmeyi şu örnek çok iyi ifade edecektir. 2002'de 600 bin metrekare bile değilken şimdi bu rakam 3 milyon 800 bin metrekarenin üzerine çıktı. Projeler bittiğinde 6 milyon metrekareye kadar ulaşmış olacak adliyelerimizin büyüklüğü. İnsan hakları reformları sayesinde hem vatandaşlarımıza karşı gönlümüz ferahtır hem de uluslararası alanda hiçbir ciddi sıkıntıyla karşılaşmıyoruz. Ceza infaz kurumlarımızı da yeniledik, modernize ettik. Vatandaşlarımızın adalet hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması da bir başka önemli hizmet olmuştur. Ülkemizde adalet hizmetlerinin lafzı ve ruhu ile hakettiği yere gelmesi için her türlü çabayı gösteriyoruz. Türkiye, Fırat'ın kıyısında kaybolan kuzunun sorumluluğunu üzerine taşıyan yöneticilere, bunun hesabını soracak hakim ve savcılara sahip olduğu müddetçe millet olarak kimse sırtımızı yere getiremez. Cumhurbaşkanı olarak adalete uygun davrandığınız, milletimize hizmet yolunda çalıştığınız sürece daima yanınızda olduğumu bilmenizi isterim. Çevremizdeki komşularımızın başı dara düştüğünde birilerinin yaptığı gibi sınırlarımızı kapatıp kendi keyfimize bakmadık. Suriye'den milyon, 500 bin Irak'tan, bunların hepsi bizim misafirimiz oldu. Bu riskin altına girmekte bir an bile tereddüt etmedik. Hiç kimseyi zalim rejimin veya terör örgütlerinin eline bırakmadık. Eğitim, sağlık başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşıladık. Ülkemizdeki sığınmacılara sağladığımız bu imkanlar her türlü takdirin üzerindedir. Bize verilen sözler ise maalesef tutulmamıştır. Serbest dolaşım söylendi, yapılmadı. 3 milyar avro + 3 milyar avro destek söylendi, kasamıza giren 850 milyon avrodur. Bu da Kızılayımıza, AFAD'ımıza gelen dolaylı destektir. Adeta yokuşa sürüyor. Vereceksen ver. Bizi oyalama. Bu milletin bir şahsiyeti var, izzeti var, onuru var. Bunlar böyle alışmışlar ve kapılarında süründüreceklerini sanıyorlar. Biz asaletimizden asla taviz vermeden çalışmalarımızı yaptık. İkinci dilimi konuşuyorlar ama biz daha birincisini tamamen alabilmiş değiliz ki. Pazartesi günü Varna'da bir araya geleceğiz. Bütün çekilen resimleri ortalarına, video çekimleri önlerine koyacağım, buyur diyeceğim. Verecekseniz verin, vermeyecekseniz dürüst olun, "veremeyeceğiz" deyin. İlla proje diye ısrar edilmesini biz iyi niyetle bağdaştıramıyoruz. Paranın üzerine yatacaklarsa kendileri bilir. Varna'da bunları tekrar önlerine koyacağız. Afrin'de olayı gördünüz, Fırat Kalkanı Harekatı'nda gördünüz, buralarda bize verdikleri sözü tutmadılar. Obama ile defaatle konuştum, Fırat Kalkanı Harekatı'nda. Ne yazık ki bizim kendilerinden talep ettiğimiz silahları vermedikleri gibi oyaladılar. Biz kendimiz harekatı yaptık. 2 bin kilometre karelik alan kontrolümüzde. 140 bin bölge insanı oraya döndü. Güvenliği de biz sağlıyoruz. Hastaneleri, camiler, okulları ile gerekli desteği veriyoruz. Afrin'de de baktık ki bunlar dinlemiyor. Artık biz sürekli Hatay'a, Kilis'e yapılan roket atışları neticesinde biz buraya da gireceğiz dedik ve Afrin'e de girdik. Hep diyordum ya "bir gece ansızın gelebiliriz" diye. Geldik ve işi bu noktaya getirdik. O tünellerdeki silah ve mühimmat depolarını gördünüz, koalisyon güçlerinin silahlarına varıncaya kadar orada duruyor. Bunu kime karşı kullanacaklardı, NATO'da beraber olduğunuz Türkiye'ye karşı. Kendi göbeğimizi kestik."VİRGÜLÜ KOYDUK, İNŞALLAH ŞİMDİ NOKTAYI KOYACAĞIZ" 3622 terörist etksiz hale getirilmiş vaziyette. Dün sabah 0830'da son operasyon yapıldı ve Afrin'e selalar okunmaya başladı, şu anda da iş bitti mi derseniz bitmedi, bütün ÖSO, bizim askerimizle birlikte oradaki bomba vs. terörist olabilir, bunların araması devam ediyor. Emin bir belde oluncaya, olduğuna inandığımız ana kadar... Oranın halkı oraya huzur içinde girmiş olacaklar. Şu anda girmeye başladılar. Virgülü koyduk, inşallah şimdi noktayı koyacağız. Bununla kalmayacak, uzantısı var. Zira bizim derdimiz teröristlere karşı temizlik harekatını gerçekleştirmek. "HALLEDEMİYORSANIZ BİR GECE ANSIZIN SİNCAR'A GİRERİZ" Terörle mücadelemizde konsept değişikliğine gitmiş olduk. Sınırlarımız içinde de teröristleri boş bırakamazdık. Onları da tamamen imha etmeyi sürdürüyoruz. Suriye'deki operasyonun başarısı terör koridorunun önünü kesmeye yönelikti. Ulusal ve uluslararası hukuk gözetilerek bu adımlar atıldı. Dün Afrin şehir merkezini kontrol altına alarak harekatın en önemli aşaması geride kaldı. Ardından Münbiç, Resulayn, Kamışlı şeklinde koridoru ortadan kaldırana kadar süreç devam edecek. Kuzey Irak'taki terör kamplarını da kontrolümüz altına alarak, zira merkezi yönetime söyledik, Sincar, halledecekseniz siz halledin, halledemiyorsanız bir gece ansızın Sincar'a gireriz, oradaki PKK'lıları da temizleriz. Eğer dostsak, kardeşsek bize gerekli kolaylığı sağlayacaksanız. "İŞ ÇOK UZARSA YENİ BİR ZEYTİN DALI DA ORADA OLUR"Bu iş çok daha uzarsa yeni bir Zeytin Dalı da orada olur. Afrin'deki operasyonumuz şu günlerde hedefine ulaşmıştır fakat önemli olan, şimdi ben bir Musul'un son fotoğraflarını izliyorum, Rakka'nın video kayıtlarını izliyorum, Irak'ın güney bölgelerine kadar video kayıtlarını izliyorum, bir de Afrin'de kayıtları izliyorum. Neredeyse binalarda hiç tahribat yok gibi. Ama oralarda ne kadar yatırım yapılacak da oralar ayağa kalkacak. Biz yıkmaya, yakmaya değil, ihya etmeye geliyoruz. Farkımız bu. Youtube'dan takip etmek için tıklayınız
İsrail'e tepki gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Zalim İsrail, terör devleti İsrail, mukaddesatlarını korumak, binlerce yıllık evlerine, yurtlarına sahip çıkmak dışında hiçbir gayeleri olmayan Kudüs'teki Müslümanlara vahşice ve ahlaksızca saldırmaktadır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail polisinin, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki Mescid-i Aksa'da cemaate saldırmasını kınadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan çocuklarına kavuşmak için HDP il binası önünde oturma eylemi yapan Diyarbakır anneleriyle Vahdettin Köşkü'nde iftar yemeğinde bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, “Terör örgütü PKK ve onun siyasi uzantıları tarafından kandırılarak sizlerden kopartılan ciğerparelerinize kavuşmak için verdiğiniz mücadeleyi en başından beri takdirle takip ediyoruz” dedi. “KUDÜS'Ü VE MÜSLÜMANLARI KORUYAMAYAN BİR DÜNYA KENDİ KENDİNE İHANET ETMİŞ DEMEKTİR” Konuşmasında, "Kudüs'ü ve Müslümanları koruyamayan bir dünya, kendi kendine ihanet etmiş, kendi kendini imha edecek bombanın pimini çekmiş demektir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak her zaman olduğu gibi bugün de Kudüs'teki kardeşlerimizin, Filistin coğrafyasındaki tüm Müslümanların yanındayız” diye ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere, konuyla ilgili tüm uluslararası kurumları harekete geçirmek için gereken girişimleri hemen başlattıklarını kaydetti. Erdoğan tepki gösterdiği sırada İsrail Filistinlilere bir kez daha saldırdı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'e tepki gösterdiği sırada, İsrail Filistinlilere bir kez daha saldırdı. İsrail, ses bombası ve tazyikli su kullandı. Çok sayıda Filistinli Kadir Gecesi nedeniyle geldikleri Mescid-i Aksa'da teravih namazını kıldıktan sonra Şam Kapısı'nda toplandı. Bölgede tansiyonun artması üzerine İsrail polisi, Şam Kapısı önündeki oturma alanında bulunan Filistinlilere ses bombalarıyla müdahale etti. İsrail polisi, daha sonra da Filistinlilere tazyikli su sıktı. !**h29565**!
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İnsanların adalete güvenmediği bir toplumda ne huzur ve emniyet iklimi korunabilir ne de devlet düzeni sağlanabilir. Türkiye, geçmişte çeşitli dönemlerde maalesef bu sıkıntıları yaşamıştır. Kimi zaman darbe ve vesayet güçlerinin, kimi zaman FETÖ gibi terör örgütlerinin etkisi altına giren adalet sistemimiz, milletimizin gözünde epeyce örselenmiştir." dedi. Erdoğan, 23. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreni'ne video konferansla katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görev yerleri belli olacak 1379 hakim ve cumhuriyet savcısına meslek hayatlarında başarılar dilerken, "Görev yapacağınız mahkeme salonları ve adliye binalarında yazan 'Adalet mülkün temelidir.' sözü daima sizlerin rehberi olmalıdır. İnsanlığın varoluş mücadelesinin en temel unsurunun adalet olduğuna, dünyanın adalet üzere ayakta kaldığına inanmayan hiç kimsenin bu mesleği hakkıyla yapması mümkün değildir." diye konuştu. Hakim ve savcının anayasa, kanunlar ve diğer mevzuata göre görevini icra ettiğini belirten Erdoğan, "Unutmayınız, hakim ve savcının asıl murakıbı kendi vicdanıdır. Kendi iç dünyasında hakka, hakikate, ahlaka ve bütün bunlarla kuşatılmış adalet anlayışına sahip olmayan için kağıt üzerindeki yazıların anlamı yoktur. Vasat bir kanunla iyi hakim ve savcılar adaleti tesis edebilir ama vicdanı olmayan hakim ve savcıların elinde en mükemmel kanunlar bile birer zulüm aracına dönüşebilir." değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, adaletle zulüm arasındaki ince çizgiye dair kadim inançların temel kaynaklarının yanında pek çok filozofun, pek çok devlet adamının ikazları, görüşleri bulunduğuna işaret ederek, göreve başlayacak hakim ve savcılara şöyle seslendi "İnsanların adalete güvenmediği bir toplumda ne huzur ve emniyet iklimi korunabilir ne de devlet düzeni sağlanabilir. Türkiye, geçmişte çeşitli dönemlerde maalesef bu sıkıntıları yaşamıştır. Kimi zaman darbe ve vesayet güçlerinin, kimi zaman FETÖ gibi terör örgütlerinin etkisi altına giren adalet sistemimiz, milletimizin gözünde epeyce örselenmiştir. Milletimizin hafızasında ve kalbinde rahmetli Menderes'in ve arkadaşlarının idamı da 12 Eylül yargılanmaları da FETÖ ihanet çetesinin kumpasları da acı izler bırakmıştır. Bunun için sizlerden vicdanınızı ve imzanızı Allah korkusu ve uygulamakla yükümlü olduğunuz kanunlar dışında asla hiçbir kimsenin, hiçbir gücün emrine vermememizi istiyorum. Böyle ilkeli davrandığınızda hayatın sizin için daha zor olacağınızdan şüpheniz olmasın ama gece başınızı yastığa koyduğunuzda içinizde hissedeceğiniz huzurun ve mutluluğun bedeli bu sıkıntıların hiçbiriyle mukayese edilemez. Evlatlarınıza bırakacağınız en büyük miras, tüm ömrünü adalete adamış, onurlu, saygın, tertemiz bir isim olacaktır. İçinizde çok para kazanmak isteyen varsa yanlış mesleği seçtiğini bilmelidir. Gidip iş adamı, girişimci, profesyonel üst düzey yönetici olmalıydı. İçinizde şan, şöhret peşinde olan varsa, o da yanlış mesleği seçtiğini bilmelidir. Gidip sanatçı, sporcu, siyasetçi, herhangi bir alanın fenomeni olmalıydı. Hakim ve cumhuriyet savcısı olarak size düşen görev, şahsınıza emanet edilen adalet kulesini, sessiz sedasız bir şekilde, tıpkı merhum şehit Mehmet Selim Kiraz savcımız gibi gerektiğinde hayatınız pahasına korumanızdır. Görevinizi hakkıyla yerine getirdiğinizde sadece iyi bir hakim, iyi bir savcı olarak anılacaksınız. Buna karşılık Hazreti Mevlana'nın tarifiyle, üzerinize düşenleri yapmadığınızda zalim sıfatıyla yaftalanacaksınız. Her birinizin bu mesleği seçerken üstleneceğiniz ağır yükün bilincinde olduğunu biliyorum." "YENİ REFORM PAKETLERİYLE MİLLETİMİZİN HUZURUNDA OLACAĞIZ" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı hatırlatmaların sebebinin fiilen mesleğe başlama aşamasında olan hakim ve savcılara itimadını, beklentisini ifade etmek olduğunu söyledi. Fırat'ın kıyısında gezen kuzuların sorumluluğunu üzerinde hisseden yöneticilere, bunun hakkıyla yapılıp yapılmadığını gözetecek adalet sistemine sahip olunduğu sürece geleceğe hep güvenle bakılabileceğini dile getiren Erdoğan, "Her ne kadar yüz yüze olamasak da tüm hakim ve cumhuriyet savcısı arkadaşlarımın yüreğinin de aynı hislerle kaplı olduğuna inanıyorum. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak anayasaya, kanunlara ve en önemlisi vicdanınıza göre attığınız her adımda, verdiğiniz her kararda yanınızda olacağımdan şüpheniz bulunmasın. Rabbim sizleri de bizleri de utandırmasın." diye konuştu. Erdoğan, hakim ve savcılara güvenmenin yanında kamuoyuna açıklanan Yargı Reformu Stratejisi çerçevesinde ülkedeki mevzuat ve uygulama standartlarını yükseltmenin de gayreti içerisinde olunduğunu söyledi. İlk iki reform paketinin Meclis'te kabul edilerek yürürlüğe girdiğini anımsatan Erdoğan, "İnşallah Meclis'in yeni yasama döneminde, yeni reform paketleriyle milletimizin huzurunda olacağız." dedi. Erdoğan, ülkenin ve milletimin bekası için mücadele ederken şehit düşen güvenlik görevlilerine, adalet teşkilatı mensuplarına ve tüm kamu personeline Allah'tan rahmet dileyerek, gece gündüz vazife başında olan adalet teşkilatı mensuplarına gayretleri ve fedakarlıkları için teşekkür etti. Hakim ve savcı adaylarına kurayla belli olacak görev yerlerinde başarı temennisinde bulunan Erdoğan, Ramazan Bayramı'nı da tebrik ederek, İslam aleminin birlik ve beraberliğine vesile olmasını diledi. "DÖNEM BİRİNCİSİNİN ÖDÜLÜ OLMASI LAZIM" Erdoğan, konuşmasının ardından hakim ve savcı adaylarının kurasını izledi. İki kadın ve iki genç adayın katılımıyla birlikte butona basılmasını isteyen Erdoğan, dönem birincisiyle tanışmak istedi. Birinciyi tebrik eden Erdoğan, dönem birincisinin kuraya katılmadan istediği yere gidip gitmeyeceğini sordu. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'ün, onun da kuraya tabi olduğunu söylemesi üzerine Erdoğan, "Olmaz, yanlış bu. Onun bir ödülü olması lazım. Eğer benim bir takdir yetkim varsa, ben derim ki dönem birincisinin bir ödülü olması lazım." dedi. Bakan Gül'ün de bu konu üzerinde çalışılacağını söylemesi üzerine Erdoğan, "Bu saatten sonra olmaz. Hemen bu işin hallolması lazım." ifadelerini kullandı. Kura sırasında Sümeyye Erdoğan isimli bir adayın ataması sırasında Erdoğan, "Bizim akraba. Sümeyye Hanım nereli onu öğrenelim." dedi. Atama sırasında bazı adayların da nereli olduğunu soran Erdoğan, yeni hakim ve savcılara görev yapacakları yerlerde başarılar diledi. Haberler Güncel Son dakika Başkan Erdoğan'dan 23. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Kura Töreninde önemli açıklamalar
AAOluşturulma Tarihi Temmuz 20, 2021 2105Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kıbrıs davası Bu dava bize Hala Sultan'ın, Lala Mustafa Paşa'nın, Doktor Fazıl Küçük'ün, Rauf Denktaş'ın emanetidir. Türkiye de 20 Temmuz 1974'te işte bu emanete sahip çıkmak için harekete geçti. Bugün de aynı emaneti daha ileriye taşımanın mücadelesini veriyoruz." dedi. Ayrıca Erdoğan, 'Kıbrıs denilince aklınıza ilk ne geliyor' sorusuna ise, 'Tabii bizim aklımıza 74 geliyor. O günden aklımda kalan en önemli başlık nedir diye sorarsanız onu da söyleyeyim. Beşparmak Dağları'dır. Şimdi de inşallah yapacağımız külliyeyi de Beşparmak Dağları'na sırtımızı dayayarak, böyle bir yerde yapmayı planladık Sayın Cumhurbaşkanı ile beraber' şeklinde yanıt Erdoğan, KKTC'ye yönelik resmi ziyareti kapsamında Lefkoşa'daki Büyük Han'da gençlerle bir araya geldi. Konuşmasına gençleri selamlayarak başlayan Erdoğan, "İki bayramı bir arada yaşamak üzere geldiğimiz Kıbrıs'ta, siz gençlerimizle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Sizlerin şahsında Türkiye'deki ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki tüm gençlerimizin Kurban Bayramı'nı tebrik ediyorum. Yine sizlerin şahsında tüm gençlerimizin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyorum. Kurban Bayramı inancımızın, imanımızın ve medeniyetimizin, bizi biz yapan değerlerimizin sembolüdür. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı da asırlardır adanın asli sahibi Kıbrıs Türkü'nün, bu toprakların ilanihaye egemen ve eşit sahipleri olduğunun cümle aleme ilanıdır." ifadelerini kullandı. Gençlerden bu iki büyük emaneti üslenmeleri için kendilerini yetiştirmelerini, kalplerini ve zihinlerini zenginleştirmelerini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti "Akif merhumun dediği gibi 'İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür.' Sizler imanınızla, birikiminizle, azminizle, enerjinizle, kararlılığınızla Türkiye'yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni hedeflerine ulaştıracaksınız. Gönül sınırlarımız içindeki Kıbrıs'ta verdiğiniz her mücadelede dün nasıl hep yanınızda olduysak, bugün de yarın da yanınızda olacağız. Çünkü bu dava bize Hala Sultan'ın, Lala Mustafa Paşa'nın, Doktor Fazıl Küçük'ün, Rauf Denktaş'ın emanetidir. Türkiye de 20 Temmuz 1974'te işte bu emanete sahip çıkmak için harekete geçti. Bugün de aynı emaneti daha ileriye taşımanın mücadelesini veriyoruz. İnşallah bu mücadele, devraldığımız bu bayrak, sizler devraldığınızda tıpkı büyük ve güçlü Türkiye gibi güçlü olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin inşasını tamamlayacaksınız." "BU GENÇLİĞİN ÖNÜNDE DURABİLECEK HİÇBİR GÜÇ TANIMIYORUZ" Gerçekleştirdikleri buluşmanın aslında maziden atiye kurdukları köprünün nasıl güçlü bir şekilde hayat bulduğu gösterdiğini söyleyen Erdoğan, "Açık konuşuyorum, bu gençliğin önünde durabilecek, buradaki azim ve heyecanı engelleyebilecek hiçbir güç tanımıyoruz." dedi. Millet olarak yürüttükleri her mücadelede olduğu gibi Kıbrıs'ta da kimsenin hakkında, hukukunda, malında, geleceğinde gözleri olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti "Biz sadece kendi haklarımızı korumanın, kendi geleceğimizi inşa etmenin peşindeyiz. Sürekli sözünden dönenleri, sürekli oyun bozanlık yapanları, sürekli şımarıklık edenleri koruyup kollayanlar eninde sonunda buradaki erdemli duruşu görecek, kabullenecek, gereğini yerine getirecektir. İşte o güne kadar haklarımızı almak için hep birlikte durmadan, dinlenmeden çalışacağız, mücadele edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Bu güzel buluşma vesilesiyle bizlere yüreklerinizi açtığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun." "MİLLETİMİZİN VERDİĞİ MÜCADELE UNUTULUR GİBİ DEĞİLDİ" Soru-cevap kısmında söz alan Girneli peyzaj mimarı ve bisiklet milli takım sporcusu Yağmur Aydındağ, Kıbrıs Türkleri için Erdoğan'ın hem şahsının hem de makamının son derece önemli olduğunu söyledi. Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye halkının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önderliğinde sımsıkı bir şekilde kenetlenerek bu yolda yürümeye devam edeceğini belirten Aydındağ, "Yüce Rabb'im hem size hem bize değil 2023'leri, sizlerin liderliğinde 2033'leri görmeyi nasip eylesin." dedi. Erdoğan, "Kıbrıs denilince aklınıza ilk ne geliyor? Fetihler mi hellim mi?" diyen soran Aydındağ'a, şu yanıtı verdi "Hellim peyniri gelmiyor dersek ayıp olur. Şu anda malum Kıbrıs'ın en güçlü kalemlerinden bir tanesi hellim peyniri. Tabii bizim aklımıza 74 geliyor. Çünkü 1974, o mücadele de o savaş da çocukluğumuzun en hareketli çağlarıydı ve buralardaki zafere giden o yolda Doktor Fazıl Küçük, Rauf Denktaş, öbür tarafta Başbakan merhum Ecevit, Başbakan Yardımcısı Erbakan ve bunlarla birlikte milletimizin verdiği mücadele unutulur gibi değildi. Verilen bu mücadele neticesinde de hamdolsun, bu zalim diyeceğim artık, Yunanların elinden kurtarılmış oldu. Bu mücadele ile birlikte adeta dünyada bize karşı Haçlı Seferi zihniyetini yeniden ortaya koymak isteyenlere Türkler olarak büyük bir ders vermiş olduk. O günden aklımda kalan en önemli başlık nedir diye sorarsanız onu da söyleyeyim. Beşparmak Dağları'dır. Şimdi de inşallah yapacağımız külliyeyi de Beşparmak Dağları'na sırtımızı dayayarak, böyle bir yerde yapmayı planladık Sayın Cumhurbaşkanı ile beraber.""KUZEY KIBRIS'IMIZI YATIRIM ÇEKEN ÜLKE KONUMUNA GETİRECEĞİZ"Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yoğun bir şekilde bu altyapı, üst yapı ile ilgili çalışmalarımızı sürdüreceğiz ve Kuzey Kıbrıs'ımızı imrenilir hale ve yatırım çeken bir ülke konumuna getireceğiz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC'ye yönelik resmi ziyareti kapsamında Lefkoşa'daki Büyük Han'da gençlerle bir araya geldi. KKTC ve Türkiye badminton milli sporcusu bir gencin, gelecek ay dünya şampiyonasına katılacağını ve Türkiye'yi temsil edeceğini belirterek, "Bu arada benim gibi birçok sporcu var, başka branşlar yapan ve ambargolar yüzünden turnuvalara katılamıyorlar." ifadeleri üzerine Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'na, "Biz bu kardeşlerimizi bizim üzerimizden turnuvalara sokamaz mıyız, badmintonda? Çünkü başarılı neticeleri var." diye sordu. Bu konuda bir takım çalışmalar yaptıklarını, badmintonda ciddi ilerlemeler olduğunu belirten Kasapoğlu ise "Bahsettiği arkadaşlarla da görüşelim, onlarla ilgili de yapabileceğimiz bir şey olursa..." dedi. Erdoğan'ın, "Türkiye üzerinden bence müsabakalara katılsın. Nasıl olur?" ifadeleri üzerine genç sporcu, "Güzel olur" yanıtını verdi. "BU GÜZEL BÖLGE, BU GÜZELİM DENİZ BÖYLE ATIL BİR VAZİYETTE KALMASIN" KKTC'li bir iş insanının Kapalı Maraş'ın umut vadeden bir geleceği olduğunu belirtmesi ve buradaki çalışmaların son durumuna ilişkin değerlendirme yapmasını istemesi üzerine Erdoğan, "Bize yardımcı olun, kapalı, açık o bölgelerde bize danışmanlık yaparsanız isabetli olur. Çünkü çok hızla mesafe almamız lazım. Rahatsız olmaya başladılar. Aslında biz onları rahatsız edecek bir şey yapmıyoruz. Biz sadece haklının hakkını kendine verelim diyoruz ama bu güzel bölge, bu güzelim deniz böyle atıl bir vaziyette kalmasın." diye konuştu. "BURALAR KUZEY KIBRIS'IN ADETA HAREKET ALANI HALİNE GELMİŞ OLACAK" Erdoğan, KKTC'de öğrenim gören hukuk fakültesi öğrencisinin, son dönemde Türkiye ile KKTC ilişkilerinin yüksek derecede ivme kazandığını belirterek, bu konuda değerlendirme yapmasını istemesi üzerine şöyle konuştu "Bu konuda şu anda Cumhurbaşkanımız ile aramızda tabii en ufak bir sıkıntı söz konusu değil ama bundan önce ne yazık ki Cumhurbaşkanının, Türkiye'nin Cumhurbaşkanına olan yaklaşım tarzı veyahut ana vatan, yavru vatan meselesinde yaklaşım tarzı, sanki burayı böyle elinde, kucağında bulmuş gibi bir havada konuşuyor. Yani burada bütün bu mücadelenin verilmesi esnasında ana vatan burada nasıl kan döktü? Mehmetçik burada ne kadar kan döktü? Sanki bundan hiç haberi yokmuş gibi, böyle bir yaklaşım içerisindeydi. Bizleri bunlar çok çok üzdü. Fakat Kıbrıs Türkü, seçimlerde vermiş olduğu mücadele ile işi ehline verdi ve işi ehline vermek suretiyle de yeni bir süreç başladı. Dolayısıyla artık aramızda bizim yavru vatan, ana vatan ayrımı değil, tam manasıyla bir bütünleşme söz konusu." Erdoğan, açılış törenlerini yaptıkları birçok tesis bulunduğuna işaret ederek, "Altyapı, üst yapı bütün bunlara yönelik açılışlar var. Bunların hiçbirisi bizi tabii tatmin etmiyor. Biz yoğun bir şekilde bu altyapı, üst yapı ile ilgili çalışmalarımızı sürdüreceğiz ve Kuzey Kıbrıs'ımızı imrenilir hale inşallah getireceğiz ve yatırım çeken bir ülke konumuna getireceğiz. Bunun için de tabii burada bizim Kapalı Maraş'a, Açık Maraş'a bütün bunlara ihtiyacımız var. Bunları bütünleştireceğiz ve bir an önce buralar Kuzey Kıbrıs'ın adeta hareket alanı haline gelmiş olacak." diye konuştu. Erdoğan, kendisine soruyu yönelten hukuk fakültesi öğrencisine, "Ama sizler de sen şimdi bir hukukçu olarak buranın hukukunu koruyacaksın." dedi. GENÇLER, "BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM" ADLI ŞARKIYI ERDOĞAN'A ARMAĞAN ETTİ Programa katılan gençlerden biri, milli mücadele döneminde Rumların radyolarından Kıbrıs Türk halkının moralini bozmak için "Bekledim de gelmedin" şarkısının çalındığını hatırlatarak, "Bizler de kendi radyolarımızdan 'Bir gece ansızın gelebilirim' şarkısını çalarak, Rumlara Türkiye'nin bir gece ansızın ensesinde olacağı korkusunu yaşattık. Ana vatan Türkiye'ye inancımız tam olmuştur. Her zaman yardımlarınızla yanımızda bulunmuş oldunuz." dedi. Programa katılan gençler, "Bir gece ansızın gelebilirim" adlı şarkıyı Erdoğan'a armağan etti. Nida Su Yiğitler adlı 9 yaşındaki çocuk da annesiyle yazdığı ve Erdoğan'a ithaf edilen, "Biz bugün yeniden doğduk / Dimdik ayaktayız, yoktur yıkılan / Bugün bizim günümüz / Günümüze hoş geldin Recep Tayyip Erdoğan / Bir ölsek, bin diriliriz gördüğünüz gibi / Değişmeyiz kimseye Lefkoşa, Mağusa, Girne, Lefke'yi / Bizim adımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti / Günümüze hoş geldin Recep Tayyip Erdoğan / Karşılarken özgürlüğü yurdumun evlatları / Parçalayacaktır gökyüzünü Türk yıldızları / Bir değil, bin gece fedadır hepimizin kanı / Günümüze hoş geldin Recep Tayyip Erdoğan / Yeni nesillere anlatmaktır boynumuzun borcu / Bilsinler ki çiçekli kaldırımlar kanlı yoldu / Unutmadık, unutmayacağız, nasıl kazandık bu güzel yurdu / Günümüze hoş geldin Recep Tayyip Erdoğan." şiirini okudu. Programın sonunda gençler, "Bir şarkısın sen" şarkısını söyledi. Programa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı.
recep tayyip erdoğan zalim geceler